423
OCAK-ŞUBAT 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Sunuş
    Editörler: T. Elvan Altan, Nurbin Paker Kahvecioğlu

  • Müşterekleşme Mekânları
    Pelin Tan, Prof. Dr., Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi; Misafir Araştırmacı, Thessaly Üniversitesi Mimarlık Fakültesi

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK GÜNDEM

Galataport’tan Yeni AKM’ye “Beyoğlu Kültür Yolu”

Esin Köymen, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı

"Güzergahı incelediğimizde koruma ilkelerinin yok sayıldığı uygulamaların yanı sıra önemli mülkiyet düzenlemeleri görüyoruz. 2017 Anayasa Referandumu devlet yapısında büyük değişikliklere neden oldu. 15 Temmuz 2018’de ‘Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağladı. Böylece 2011’de 648 sayılı KHK ile kurulan geniş yetkili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yanı sıra güçlendirilmiş Kültür ve Turizm Bakanlığı da kent mekânları, kültürel miras ve planlamayla birlikte mülkiyet üzerinde yetkili kılındı.” “Duraklar tek tek ele alındığında kent suçlarıyla mücadele tarihinin bir bölümüne tanıklık ediliyor. Rotadaki yapıların büyük kısmında yaşanan, evrensel koruma ilkelerine aykırı süreçler hepimizin hafızasında. Taksim Cumhuriyet Meydanı’ndan hiç söz edilmemesi, buranın bir geçiş koridoru olarak görülmesi; meydanın kimliğine ve direniş tarihine karşı tutumdan kaynaklanıyor. Üstelik kentsel hafızamıza yapılan tüm saldırılar, kitlesel direnişlerle karşılık buldu. 2013’te Gezi Parkı’na yapılan müdahalelerle gelişen ve hızla yayılan direniş; yaşam alanlarımıza, doğal ve kültürel varlıklarımıza, tüm kentsel ve demokratik haklarımıza yapılan saldırılara karşı toplumun yükselen itirazıydı."

 

Beyoğlu Kültür Yolu Projesi adıyla Galataport’tan başlayarak yeni yapılan Atatürk Kültür Merkezi’ne erişen güzergah Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından yaklaşık 1 yıl önce tarif edilmişti. Bakan bu güzergahtaki, mülkiyeti bakanlıkta ya da bağlı kurumlarda olan yapıları kapsayan, kültürel aktiviteler içeren bir program hazırladıklarını ifade etmişti.

Güzergahı incelediğimizde koruma ilkelerinin yok sayıldığı uygulamaların yanı sıra önemli mülkiyet düzenlemeleri görüyoruz. 2017 Anayasa Referandumu devlet yapısında büyük değişikliklere neden oldu. 15 Temmuz 2018’de “Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağladı. Böylece 2011’de 648 sayılı KHK’yla kurulan geniş yetkili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yanı sıra güçlendirilmiş Kültür ve Turizm Bakanlığı da kent mekânları, kültürel miras ve planlamayla birlikte mülkiyet üzerinde yetkili kılındı. Vakıflar Kanunu’nun 2008’de değişen 3. maddesiyle İBB mülkiyetindeki Gezi Parkı mazbut vakıflardan Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri, Galata Kulesi ise Kule-i Zemin Vakfı adına tescil edildi. Bu hazırlık süreçlerinin, kent mekânlarının yanı sıra ortak kültürel mirasımızı da bir siyasi paylaşım metası haline getirmesi muhtemeldir.

Galataport olarak bilinen, Kentsel Sit Alanı’nda, Karaköy’den Tophane’ye 1.2 km uzunluğundaki Salıpazarı’na yönelik Kruvaziyer Liman Projesi 2005’te gündeme geldi. Bakanlar Kurulu’nun alanı “turizm merkezi” ilan etmesi, yerel yönetime yetki kaybettirdi. Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası tarafından ilk günden itibaren eleştirilen projenin iptali için bir hukuk mücadelesi sürdürüldü. Kıyı şeridinden herkesin eşit ve özgür yararlanma hakkının ortadan kalkması, önerilen yoğun kentsel fonksiyonlar için bölgenin elverişli olmaması gibi hukuka, şehircilik esaslarına ve planlama ilkelerine aykırı hususlar, dava ve itirazların temelini oluşturmaktaydı. Bunlara rağmen antrepolar ve Karaköy Yolcu Salonu yıkıldı, tescilli eserler zarar gördü. Otel, alışveriş merkezi, restoran gibi fonksiyonları kapsayan proje neredeyse tamamlandı. (Resim 1) Bölgedeki doğal, tarihî ve kültürel mirasımızı; kamu yararına değil de küresel rant sermayesine göre değerlendirmeyi kalkınmanın temeli kabul eden anlayışın ürününü bugün hep birlikte görüyoruz.

Güzergahın 1. durağı olan Galata Kulesi; tarihî geçmişi, doğal değerleri, kent içindeki konumu, dokusu; kültürel, endüstriyel, arkeolojik ve tarihî miras niteliğiyle önemlidir. İBB’nin “Beyoğlu İlçesi, Galata Kulesi ve Çevresi Turizm Alanına İlişkin 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı” 2010’da askıya çıkarıldı. Plan, ilgili planlama tekniklerine, ilke ve mevzuatlara, eşitlik ilkesine ve kamu yararına aykırılıklar taşıdığı için yargıya taşındı ve iptal edildi. Ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilince, Ağustos 2020’de, Koruma Kurulu’nun onayladığı bir projesi bile olmadan “hiltili” uygulamalara tanık olduk. Etrafındaki kamu meydanı da aynı vakfa devredilmeye çalışıldı. 2. durak 1491 tarihli, İstanbul’un en eski mevlevihanesidir. 1925’te “Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması ve Bazı Unvanların Yasaklanması ve Kaldırılmasına dair Kanun”la faaliyetlerine son verilerek ilkokula dönüştürülmüş, 1975’te ise Divan Edebiyatı Müzesi olarak açılmıştı. 2011’de Galata Mevlevihanesi Müzesi adıyla hizmet vermeye başladı. 3.sü, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, 2017’de İBB’den devredilmiş; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın restorasyonu sonucunda Haziran 2020’de açılmıştı. 4. durak olan Narmanlı Han 1831’de inşa edilmiş, uzun yıllar Rusya Büyükelçiliği olarak kullanılmış, zaman içinde önemli sanatçılara evsahipliği yapmıştı. Tescillenen hanın, İstanbul I Numaralı Koruma Kurulu’nun 2000’de onayladığı avan projesine Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ÇED Çekince Raporu hazırladı. Raporda, yalnızca ön cephenin korunmasını öngören projenin yeterli bilgi ve belgeye dayanmadığı belirtildi. 2016’da başlayan, yapının büyük kısmının yıkılıp yeniden yapılması ve avlusunun betonlaştırılmasıyla sonuçlanan tartışmalı restorasyon 2018’de tamamlandı. Han, dükkan ve restoranlardan oluşur hale getirildi. 5. durak, müzeye dönüştürülerek 12 Mart 2021’de açılan, Mısır Apartmanı’ndaki Mehmet Akif Ersoy Hatıra Evi’dir. 6.sı, Emek Sineması, büyük hukuksuzluklarla 2013’te yıkılmış ve “hafızasızlaştırma” tarihinde önemli yer edinmişti. Hukuk, bilimsel ve mesleki etik, koruma kavramları, kamu vicdanının yok sayıldığı yıkıma başta sanatçılar olmak üzere İstanbul halkının karşı çıkışına ve örnek mücadelesine tanıklık ettik. 7. durak, yıkılan Saray Sineması’nın parseline kurul hükümleri ve uluslararası koruma mevzuatı yok sayılarak dikilen Demirören AVM’dir. Yapımına 2006’da başlanan AVM yanındaki 1. dereceden tescilli Serkil Doryan’ı aşan bir yüksekliğe ulaştı. Yapı, inşaat artıkları dahi temizlenmeden 2011’de alelacele açıldı. İstanbul 2 Numaralı Yenileme Kurulu’nun gerekli önlemlerin alınması kararına ve sorumlular hakkında yapılan suç duyurularına rağmen hiçbir aykırılık giderilmedi. 8.si 1985’te hazineye devredilen Atlas Pasajı’dır. İstanbul Sinema Müzesi ve Atlas Sineması, yaklaşık iki yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından 26 Şubat 2021’de açıldı. 9. durak olan Taksim Camisi, ilkin 1968’de gündeme gelmişti. Yapımı için girişimlerde bulunulmuş fakat öneriler, farklı kesimlerin muhalefetiyle karşılanmıştı. 2011’de yürürlüğe giren plan değişiklikleriyle projenin önü açıldı. Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası bu projenin, korunması gerekli kültür varlığı olarak Taksim Meydanı’nın bütünlüğüne zarar vereceğini de içeren itirazlarını yıllardır dile getirmekteydi. Bunlara rağmen 2017’de caminin yapımına başlandı. Sonuncusu, koruma altındaki Atatürk Kültür Merkezi, restorasyonu yapılacak yerde tescil kararı iptal edilerek yıkıldı. Taksim Meydanı’nın sembol ve tanımlayıcı öğelerinden AKM, çok çeşitli etkinlikler için kullanılıyordu. 1970’lerde toplumun kültürel gereksinimleri için tasarlanan, dönemin yapım teknolojilerini ve tasarım yaklaşımını yansıtan yapı, kentsel belleğin önemli bir parçasıydı. 2008’de tadilat nedeniyle kapatıldı, yenilemesini Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın imzaladığı protokolle İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı üstlendi. Projesi için, mimarı Hayati Tabanlıoğlu’nun müelliflik haklarının sahibi Murat Tabanlıoğlu görevlendirildi. Uzun bir sürenin ardından yapının Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından yeni işlevlerle yeniden inşa edileceği açıklandı (Resim 2) ve 2018’de yıkıma başlandı. Önceki yapının bilimsel ve çağdaş yaklaşımlarla kültür hayatına yeniden kazandırılması için Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası’nın dahil olduğu mücadele ise İstanbulluların belleğinde kaldı.

Beyoğlu Kültür Yolu Projesi hem büyük çaplı bir özelleştirme hem de iktidarın Cumhuriyet yapılarını silerek “siyasal İslamcı” anlayışını kent mekânına yansıtma girişimidir. Duraklar tek tek ele alındığında kent suçlarıyla mücadele tarihinin bir bölümüne tanıklık ediliyor. Rotadaki yapıların büyük kısmında yaşanan, evrensel koruma ilkelerine aykırı süreçler hepimizin hafızasında. Taksim Cumhuriyet Meydanı’ndan hiç söz edilmemesi, buranın bir geçiş koridoru olarak görülmesi; meydanın kimliğine ve direniş tarihine karşı tutumdan kaynaklanıyor. Üstelik kentsel hafızamıza yapılan tüm saldırılar, kitlesel direnişlerle karşılık buldu. 2013’te Gezi Parkı’na yapılan müdahalelerle gelişen ve hızla yayılan direniş; yaşam alanlarımıza, doğal ve kültürel varlıklarımıza, tüm kentsel ve demokratik haklarımıza yapılan saldırılara karşı toplumun yükselen itirazıydı. Gezi Direnişi’nin simgesi olarak Park ve Meydan, acil dönüştürülmesi gereken mekânlar olarak iktidarın hedefinde. Ancak kıyılarımızdan Galata Kulesi’ne, tarihî yarımadadan Gezi Parkı’na; kentimizin yaşam değerlerine, kamusal ve kültürel varlıklarına, toplumsal hak ve özgürlüklerine yönelen; şehircilik ilkelerinden uzak, antidemokratik politika ve uygulamalara ilişkin mücadele yürütmek, Oda’nın birincil sorumluluklarındandır. Kentimizin değerlerini olumsuz etkileyen dönüşümlere karşı duyarlı kesimlerle birlikte yürüttüğümüz mücadeleleri sürdürme kararlılığımızı bir kez daha önemle vurguluyoruz.

Bu icerik 769 defa görüntülenmiştir.
<p><strong>1. </strong>Galataport <br /> 	Fotoğraf: Esin Köymen <br />
<p><strong>2. </strong>Yeni Atatürk Kültür Merkezi (AKM) <br /> 	Fotoğraf: Esin Köymen </p>