423
OCAK-ŞUBAT 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Sunuş
    Editörler: T. Elvan Altan, Nurbin Paker Kahvecioğlu

  • Müşterekleşme Mekânları
    Pelin Tan, Prof. Dr., Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi; Misafir Araştırmacı, Thessaly Üniversitesi Mimarlık Fakültesi

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

“Medeniyetin Hamuru”nu Üreten İzmit SEKA Fabrikası’nın “Kültür Havzası”na Dönüşümü

T. Gül Köksal, Doç. Dr., École Nationale Supérieure d’Architecture de Grenoble

Türkiye’de basılı yayınların hammaddesi artık hepten dışa bağımlı ve dolayısıyla değişen döviz kurlarından aracısız olarak etkileniyor: kağıt. Kasım ayında gündeme yansıyan yeni proje haberleri üzerine “kolları sıvayan” yazar, İzmit SEKA’nın yaşam öyküsünü ülkede egemen ideolojinin dönüşümüyle “birlikte yoğurarak” çakışık bir okuma sunuyor.

 

Daha yer seçimi aşamasından başlayarak İzmit’in dönüşümünde önemli etkileri olan SEKA (Selüloz ve Kağıt) Fabrikası yeni bir dönüşümün eşiğinde. 4 Kasım 2021’de basına yansıyan proje tanıtımlarından öğrendiğimiz üzere SEKA Fabrikası’nın yeniden işlevlendirilmemiş kısmı, birtakım yeni programlarla ve “SEKA Kültür Havzası” isimlendirmesiyle kentin gündelik hayatına karışacak.[1]

Başlığa aktardığım “medeniyetin hamuru” nitelemesi, fabrikanın kurulduğu zamanın ideolojik yaklaşımının toplumsal bellekte yer etmiş güçlü bir ifadesi. Ülkenin temel ihtiyaçlarından biri olarak kabul edilen kağıdın yine ülke kaynaklarıyla üretilmesini hedefleyen ve kağıdı “medeniyetin hamuru” olarak kayda geçiren SEKA Fabrikası, mevcut cumhurbaşkanının da iki yıl önce ifade ettiği gibi "SEKA diye bir şey kaldı mı? Kalmadı!" kabulüyle kapatılalıberi -zamanında ülkede üretilen birçok ürün gibi- kağıt da artık yurt dışından temin ediliyor.[2] Ekonomik krizin gitgide can yakıcı hale geldiği Türkiye’de kağıt fiyatları da günbegün arttığı için kitapların baskı sayısı düşüyor veya bazı kitaplar basılamaz hale geliyor.[3] Peki, 2000’lere kadar memleketin kağıt ihtiyacını, ülkeyi bir ağ olarak saran fabrikaları üzerinden karşılayan SEKA’nın yeni dönüşüm süreci İzmit’e, Marmara Bölgesi’ne, ülkeye şimdi nasıl bir katkı sağlayacak? Kolektif belleğimize “medeniyetin hamuru” olarak işlenmiş bu değer, gelecek kuşaklara “kültür havzası” hamuru olarak nasıl aktarılacak? Bu yazıda, söz konusu dönüşüm sürecini, farklı bağlamlarını dikkate alarak kısaca değerlendirmeye çalışacağım.

İşlevsiz kalan sanayi alanlarının dönüşümü üzerine uzun yıllardır çalışan bir araştırmacı olarak artık daha iyi fark ettiğim bir şey var: Dönüşümü yapısal veya kentsel ölçekte ele alırken alanların geçirdiği dönüşüm süreçlerini bütünüyle bir tür “dönemleme” (restitüsyon) yoluyla tartışmaya açmak daha zihin açıcı olabiliyor. Bu dönemlemenin politik, ekonomik, toplumsal tüm bağlamları açıkça göstermesini, dönüşümün bu bağlamların etkisiyle bir süreklilik içinde devam edeceğini işaret etmeyi de önemli buluyorum. Diğer bir deyişle, dönüşüm hayatın kendisi gibi süregidecek bir olgu. Dönüşüm çalışmalarında sıklıkla başvurulan “önce-sonra” (before-after) görselleri bu sürecin sadece bir kesiti, zira dönüşüm sayısız kesitten oluşuyor. Bu dönüşüm kesitlerinin / süreçlerinin toplumsal yaşamda neye evrildiği ve daha nitelikli yapılı bir çevre kadar, bu çevrenin olmazsa olmazı sayılması gereken daha adil, eşit, özgür, barışçıl bir yaşam ortamının kurulmasındaki etkileri de bu dönemlemede mesele edilmeli. Yani sadece fiziki dönüşümün görselleriyle yetinmemeli, dönüşümün türlü “görüntülerinin” toplumun tüm kesimlerine ne şekilde yansıdığı da irdelenmeli. Bu bağlamda, SEKA’nın dönüşüm sürecini dört alt başlıkla dönemlemeyi deneyeceğim.

1930’LARDAN 2005’E: ROMA KALINTILARI ÜZERİNE İNŞA, ÜRETİM VE VAZGEÇİŞ

Osmanlı’nın son dönemlerinde daha çok dışa bağımlı olan sanayileşmeye karşılık, Cumhuriyet’in ilk yıllarında ekonomik kalkınmaya yönelik bir ideolojik amaçla tarım topraklarına sahip Anadolu kentlerinde sanayi tesisleri kurma girişiminde bulunulur. Bu bağlamda, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı çerçevesinde 1930’larda inşasına başlanan ve kentin gelişim sürecinde beş kağıt fabrikası, bunların yan tesisleri, lojmanları, çıraklık okulu, ilköğretim okulu, spor salonu, hastane vb sosyal tesisleri, kıyı - demiryolu - karayolu ilişkisi ile kentte özel bir öneme sahip olan SEKA fabrika yerleşkesi kurulur. (Resim 1, 2) SEKA 1930’lardan 1960’lara uzanan zaman dilimi içerisinde oluşumunu büyük ölçüde tamamlamış, modern bir sanayi tesisidir. Tesisin 1. ve 2. kağıt fabrikalarının planları ve uygulaması Alman Gutchoffnungshütte (GHH) firması tarafından gerçekleştirilir.[4] Türkiye Cumhuriyeti Devlet Yıllığı 1944-45 verilerine göre fabrika o yıllarda Türkiye’nin üçüncü büyük sanayi kuruluşu haline gelir. (Resim 3)

SEKA Fabrikası’nın yer seçimi de önemlidir. Zira fabrika, antik dönem kalıntılarının üzerine inşa edilmiştir. (Resim 4) Ülkede inşa edilecek bir kağıt fabrikasının konumu rekabet konusu olur. İzmit kentinin seçiminde İstanbul’a yakınlığı, Marmara Denizi yoluyla diğer denizlere de açılabilme olasılığı, hammadde ve bitmiş ürün nakli için demiryollarına yakınlığı karşısında, Helenistik dönemde Bitinya Krallığı’nın merkezi olan Nicomedia’nın liman, stoa, tersane, agora ve bu yapılarla ilişkili başka kalıntılarının bulunması sorun teşkil etmez. (Resim 5, 6) Hatta bunlar bir deprem kentinde, kıyı kenarında bir tesis inşası için sağlam bir zemin imkânı sunar.

1980-1990 yılları arasında küresel neoliberal kapitalist politikalara uyum çerçevesinde SEKA’nın işlevsel sürekliliği tehlikeye girer. O dönem “devletin sırtında birer yük” olarak ifade edilen ve tek tek kapatılmaya çalışılan fabrikalar arasına İzmit SEKA da girer. Fabrika yönetimine atanan veya üretimi ziyaret eden Kemal Unakıtan, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Mesut Yılmaz gibi devlet erkanının, fabrikanın zarar ettiği yönündeki söylemleri neticesinde, 2005 yılında işçilerin ve kent halkının direnişine rağmen fabrika kapatılır ve işçileriyle birlikte Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne devredilir.[5]

2005’TEN 2020’LERE: YIKIM, PROJELENDİRME VE YENİ İDEOLOJİYE PARÇACIL GEÇİŞLER

Kapatmanın ardından kimisi projelendirilerek, kimisi de el yordamıyla, alana müdahaleler başlar. Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkentliğini yapmış bir kent olan İzmit’in antik liman bölgesi üstünde konumlandığı bilinen fabrikanın oldukça küçük bir alanı 1., kalanı ise 3. derece arkeolojik sit olarak 2003 yılında tescil edilir. Tescil sürecindeki birtakım sorunlar daha sonradan düzenlenmeye çalışılan Koruma Amaçlı İmar Planı (KAİP) çalışmalarıyla gündeme gelse de politik ortamın etkisi, kamu yararına bir planlama yapılmasında en önemli engeli teşkil eder. 2008’de bir yandan fabrikanın kıyı-demiryolu arasındaki bölgesi yerel yönetim eliyle rekreasyon alanı olarak düzenlenirken bir yandan da tesisin bazı yapıları yeni yerel yönetim tarafından niteliksiz veya gereksiz bulunarak yıktırılır. Fabrikanın en eski ve ikinci üretim yapısı, Kağıt Müzesi ve Bilim Merkezi’ne dönüştürülür. Alanın büyük bir kısmı film platosu olarak kullanılırken lojman yapılarının bazıları yıktırılır, bazıları da tek tek yeni işlev kazanır. Kocaeli Mevlana Evi, Thököly Imre Anı Evi, Deprem Merkezi gibi birbirinden bağımsız bu işlevlerle alan kısmen kullanıma açılır.

Yerleşkenin, kentin yerel yönetimine devredilmesi maalesef doğrudan ve tam anlamıyla bir kamu yararı anlamı taşımaz. Zira ilgili yerel yönetimin belediyeciliği icra etme biçimi, merkezi yönetimin ideolojik tutumuyla paraleldir; genel kamu yararı gibi görünen ama ideolojik yakınlığa dayalı işbirlikleri, açık-şeffaf ve katılımcı olmayan planlama-imar faaliyetleri gibidir. Bir diğer deyişle, ülkenin 1930’lardaki Cumhuriyet ideolojisi, 2000’lerde artık siyasal İslam ideolojisine dönüşür. Bu dönüşüm doğrudan mekânın kullanımına da yansır; kolektif belleği miraslaştırmaya, mirası da müzeleştirmeye çalışan tasarım etkilenir. Örneğin Kağıt Müzesi’nin kronolojisine fabrikanın kapanış süreci sadece devlet diliyle yazılır. 15 Temmuz darbe girişimi, yeni bir mekân tasarımıyla sahaya eklenir. Bilim Merkezi’nde farklı ülkelerden getirilen araçların arasında ülkenin bilim tarihinin anlatımı bilimin çoğulluğunu görmez, tek yanlı bir taraf tutar. Fabrika yapılarının dört duvarını askı olarak kullanan film platosunda TRT’nin Diriliş Ertuğrul gibi dizileri çekilir. Özetle bu ideolojik dönüşüm, mimari mekânda fiili olarak yer tutar.

Buraya kadar ele aldığım iki dönem de göstermektedir ki SEKA, aralarında uzlaşma olması mümkün gözükmeyen türlü çelişki ve çatışmaların mekânıdır. Kocaeli Dayanışma Akademisi bünyesinde hazırladığımız internet sitesi https://www.izmitteseka.com işletme, teknoloji, mimari, kent, emek, sosyal yaşam, ekoloji gibi başlıklar altında bu dönüşümün çelişki ve çatışmalarını, diyalektik ve materyalist bir dille aktarmaktadır.[6]

2020’LER: “SEKA KÜLTÜR HAVZASI” İSİMLİ YENİ İDEOLOJİK HAMUR

Metnin başında ifade etmeye çalıştığım son döneme gelirsek; 2010 yılından bu yana üretildiği ifade edilen proje, 4 Kasım 2021’de Emre Arolat mimarlık ofisinin (EAA) hazırlamış olduğu bir videoyla kamuoyuna sunuldu. (Resim 7) Alanı ve süreci bilmeyen kişilere bu videonun sunduğu şey, alanın birtakım yeni program ve yapılarla gayet etkileyici bir biçimde tasarlandığı bilgisiyle sınırlı gibi duruyor. Videoda, yukarıda yeterliliğini sorguladığım “eski-yeni” görselleri / ifadesi dahi olmadığı için, proje SEKA üstüne birkaç parça arkeolojik kalıntı, tescilli ağaç vb ifadelerini içeren yeni bir sayfa açmış gibi algılanıyor. Oysa bu bir dönüşüm projesi. Neyin neye nasıl dönüştüğünü, yer üstündeki yapılar üzerinden okumak ihtiyacı var. Ancak “hassasiyet” daha çok kentin arkeolojik geçmişinin üstüne yeni inşa sorunsalı üzerine kurulmuş gibi gözüküyor.

EAA’nın internet sayfasında projeye dair başka bilgi yer almıyor. Öte yandan basına yansıyan ve çoğunlukla birbirinin tekrarı olan haberlere baktığımızda, videodan daha fazla bilgi edinmek mümkün. Videoda proje, SEKA’nın çelişki ve çatışmalarını “taraflar arası uzlaşma yoluyla” çözebilmiş gibi üç ana başlıkta sunuluyor. “Bir kentsel peyzaj elemanı olarak” ele alınan hayli sorunlu “Batı Terminali” başlığı altında, kentin üst ölçekten başlayan karmaşık ulaşım meselesinin alana yansıyan kısmının üstü, Arolat’ın sık kullandığı bir ifadeyle “musibeti fırsata” dönüştüren bir yaklaşımla dikkatlice “örtülerek” bertaraf edilmiş.[7] Alanın arkeolojik altyapısı, çevreye rahatsızlık vermeyecek şekilde derli toplu olarak eski Mannesman alanında “Nicomedia Park” olarak sunulmuş. Batı Terminali ve Kule civarında da bir miktar arkeolojik kazı alanı “izleyicilere seyirlik bir nesne” olarak bırakılmış. “In situ” (özgün yerinde) arkeoloji, Kağıt Müzesi bünyesindeki imitasyon arkeolojik gösteriden daha sahici gibi gözükse de sahada, 2010’larda yapılan arkeo-jeofizik etütlerle uzlaşma halinde, münasip arkeolojik alanlar bırakmalarından, yeni inşa eyleminin süreceğini okuyabiliyoruz. Bu tutum, bir mimari yaklaşım olarak, Antakya Müze Oteli’ndeki arkeolojik kalıntı - yeni inşa arasındaki gerilimde varılan uzlaşmanın bir çözüm ezberi olarak yinelendiği ve ileride de başka arkeolojik alanlardaki inşa faaliyetlerini meşrulaştıracak yegane çözüm iddiasıyla muadil örnekler olarak karşımıza çıkabileceğini düşündürtüyor. “SEKA Kültür Havzası” adı altında, SEKA’nın tren yolu - kıyı alanı arasındaki dönüşümden geri kalan kısmına ait yeni işlevler sunuluyor. Eski yapıların bu yeni yapılaşmaya nasıl dönüştüğünü sunumdan anlayamıyoruz.

Basın haberlerinde ayrıca demokrasiden dem vurularak katılımcılığın en alt basamağı olan “görüş almaktan” söz ediliyor.[8] Kocaeli Üniversitesi’nin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile organik ilişkileri dahil olmak üzere SEKA’da mekânın yeniden üretimi yoluyla ideolojik bir dönüşümün bir kez daha mekânda somutlanmış olduğu görülüyor. Uzlaşmaların sanırım en sakıncalı taraflarından biri de bu: toplumsal çelişki ve çatışmaları, sanki toplumsal ölçekte eşitlenmiş koşullarda, barışçıl ve adil bir mutabakat kurulmuş gibi gizlemesi.

“DEVAM EDECEK...”

Yer kısıtı nedeniyle burada yeterli düzeyde detaylandıramayacağım dört dönemin sonuncusunu bu başlıkla ifade ettim. Çünkü bir yandan dönüşüm sürecinin devam edeceğini işaret etmek, bir yandan da kişisel olarak buradaki tartışmayı başka yazılarla geliştirmeye devam edeceğimi söylemek istedim. İzmit SEKA Fabrikası’nın “medeniyetin hamuru” olarak ifade edilen eski ideolojisinden “kültür havzası” isimli yeni ideolojik hamuruna dönüşüm sürecini önümüzdeki günlerde daha da şekillenmiş olarak göreceğiz.

Ezcümle, toplumsal belleğin kayda değer bir ürünü olan SEKA Fabrikası’nın dönüşümü biz mimarlara fiziki dönüşümün arka plan ideolojiyle bağına dair çok şey söylüyor ve söylemeye devam edecek. Bu nedenle dönemlemeye sadece alanın kendisi üzerinden değil, bu alanın dönüşümüne imza atan mimar öznenin dönüşümü üzerinden de bakmak yararlı olacak. Emre Arolat çok sayıda yeni yapı tasarımı dışında tarihî yapı veya yerleşimin dönüşümünde rol almış, yıldız bir aktör. Kendisi ve diğer yıldız mimarların kentsel toplumsal dönüşümlerde aldığı sorumlulukların meslek camiasında daha çok ve nitelikli bir düzeyde tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin Ali Artun’un yazısında olduğu gibi, mimarların üretimlerine yönelik eleştirel bir bakışın, ülkedeki anti-demokratik süreçlerden mesleğimizin dönüşümüne, meslek etiğinden mekân üzerinden yeniden üretilen eşitsizliklere dair çok ilginç bağları açığa çıkarma potansiyeli taşıdığına inanıyorum.[9]

Şimdilik son söz olarak şunu demek isterim: SEKA’nın “devam edecek” olan yeni etaplarının; uzlaşmaların konformist, sıkıcı, çoğulluğu görmezden gelen yapay yatıştırıcılığına karşın, çelişki ve çatışmaların sahici, heyecan verici, ezber bozan yaratıcı yönleriyle, teoride ve pratikte cesur söylemlere / eylemlere zemin olmasını umarım.

* Aksi belirtilmedikçe görseller www.izmitteseka.com proje arşivinden alınmıştır [Erişim: 23.12.2021].

NOTLAR

[1] “Binlerce yıllık tarih ve kültür şehir hayatıyla birleşiyor”, 2021, T4 Haber TV, https://www.youtube.com/watch?v=eZuDUL_ZyG4 [Erişim: 23.12.2021].

[2] “Erdoğan’dan SEKA Açıklaması! Personeli Belediyeye Aktardık”, 2020, https://www.kocaeligazetesi.com.tr/haber/5849154/erdogandan-seka-aciklamasi-personeli-belediyeye-aktardik [Erişim: 23.12.2021].

[3] Özveri, Murat, 2018, “SEKA Neydi, SEKA İşçisi Kimdi?”, https://www.evrensel.net/yazi/82147/seka-neydi-seka-iscisi-kimdi [Erişim: 23.12.2021]; “Bir SEKA Vardı: Türkiye’nin Son Kağıt Fabrikasının Öyküsü, Konuklar: Murat Özveri ve Gül Köksal”, 2018, Medyascope, https://www.youtube.com/watch?v=ioPf8FtghXo [Erişim: 23.12.2021].

[4] Kocabaşoğlu, Uygur; Bulutgil, Aydan; Çiloğlu, Fahrettin; Binbaş, İlker Evrim; Şeker, Nesim, 1996, SEKA Tarihi: Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikalarının Tarihsel Gelişimi, SEKA Genel Müdürlüğü Yayınları, İzmit.

[5]“SEKA’ya Muhtaç Hale Geldik”, 2018, https://demokratkocaeli.com/haber/8401820/sekaya-muhtac-hale-geldik [Erişim: 23.12.2021].

[6] İzmit SEKA’nın dönüşümü için bkz: https://www.izmitteseka.com [Erişim: 23.12.2021].

[7] “SEKA Kültür Havzası Fikir Projesi Tanıtıldı”, 2021, https://www.kocaelikoz.com/haber/8120230/seka-kultur-havzasi-fikir-projesi-tanitildi-birakin-sinif-atlatmayi-dunya-capinda-bir-yer-olur [Erişim: 23.12.2021].

[8] “Kültür ve Tarihi Şehir ile Buluşturan Proje: SEKA Kültür Havzası”, 2021, https://www.istekocaeli.com/haber/8142678/kultur-ve-tarihi-sehir-ile-bulusturan-proje-seka-kultur-havzasi [Erişim: 23.12.2021].

[9] Artun, Ali, 2012, “Mimarın Şöhret Düşkünlüğü – Emre Arolat ve Guy Debord”, http://www.aliartun.com/yazilar/mimarin-sohret-duskunlugu-emre-arolat-ve-guy-debord/ [Erişim: 23.12.2021].

Bu icerik 842 defa görüntülenmiştir.