423
OCAK-ŞUBAT 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Sunuş
    Editörler: T. Elvan Altan, Nurbin Paker Kahvecioğlu

  • Müşterekleşme Mekânları
    Pelin Tan, Prof. Dr., Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi; Misafir Araştırmacı, Thessaly Üniversitesi Mimarlık Fakültesi

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK ELEŞTİRİSİ

Kent ve Deniz Arasında Dinamik Bir Arayüz: Antalya Konyaaltı Sahili Mimari ve Kıyı Düzenleme Projesi

Hilal Tuğba Örmecioğlu , Doç. Dr., Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Bölümü
Aslı Er Akan , Doç. Dr., Çankaya Üniversitesi Mimarlık Bölümü

2020 Ulusal Mimarlık Ödülleri’nde “Yapı - Çevre Dalı Ödül Adayı” olan Antalya Konyaaltı Sahili Mimari ve Kıyı Düzenleme Projesi, uzun soluklu bir yarışma süreciyle elde edilmiş olması nedeniyle ön plana çıkmakta. Uygulamanın ardından kentte meydana gelen değişimleri çeşitli ölçeklerden ele alan yazarlar, “canlı ve cazip bir yaşam” sunan projenin bütüncül alan yönetim programının eksiksiz uygulanmasının gerekliliğine dikkat çekiyor.

 

Bir liman kenti olan Antalya’nın tarih boyunca denizle kurduğu ilişkisi kent yaşamı için belirleyici olmuş, deniz ticareti ve balıkçılıkla başlayan bu ilişki kente özgü deniz kullanımlarıyla zenginleşmiştir. Falezlerin üzerinde küçük ölçekli bir kent görünümünde olan Antalya’nın denizle ilişkisi uzun yıllar yat limanı üzerinden kurulmuştur. Plaj olarak ise yat limanına bitişik olan Mermerli Plajı kullanılmıştır. Şehrin iki ucunda bulunan Konyaaltı ve Lara Plajları alternatif rekreasyon alanları olarak karşımıza çıkmıştır. 1950’lerde bu rekreasyon alanlarından kente en yakın olan Konyaaltı Sahili, yerel otoritelerin müdahaleleriyle ilk kez şekillendirilmeye başlanmıştır. Bu kapsamda Valilikçe Antalya’nın sahil kültürünün uzun yıllar belirleyicisi olacak olan "obalar” inşa edilmiş, belediye tarafından sahilin başlangıcında mesire yeri olarak “Kıbrıs Akasyası Koruluğu” [1] oluşturulmuştur. Böylece Konyaaltı sahilinde Antalyalıların bir dönem kolektif hafızasına kazınan alternatif bir yaz yaşamı başlamıştır. 1970’lerde ise varyantın inşasıyla sahil kentten doğrudan ulaşılabilen bir doğal uzantı haline gelmiştir. (Resim 1-3) 1990’larda Konyaaltı’nın imara açılmasıyla birlikte sahil şeridi ilk kez konut bölgesiyle birleşmiş, bir mesire alanı görünümünden yıl boyu yoğun olarak kullanılan bir yaşam merkezi haline dönüşmüştür.

İlk kez 1996 yılında gündeme gelen Konyaaltı sahil şeridinin planlanması bugüne kadar zaman zaman bakanlık - valilik - belediye arasında yaşanan yetki tartışmalarına kadar ilerleyen sancılı projelendirme aşamalarından geçmiştir. [2] Başlangıçta varyantın hemen altındaki 700 dönümlük koruluk, açık hava tiyatrosu ve sahilin başlangıç noktası kısmını kapsayan alan ile sınırlı olan projelendirme çalışmaları, bölgenin artan popülaritesiyle birlikte Akdeniz Bulvarı’nı da içine alarak 6.5 km’lik sahil şeridini de kapsayacak şekilde 420.000 m²’ye genişletilmiştir. 1998 yılında Beach Park’ın inşasıyla başlayan çalışmalar sahil boyunca odak oluşturabilecek bazı projelerle devam ettirilmiştir. Bunların ilki Konyaaltı Belediyesi sınırları içerisinde, kuzeyde konut alanları, güneyde Akdeniz Bulvarı ve Konyaaltı Plajı ile tanımlı 67.500 m2’lik alanın projelendirilmesi için 2004 yılında düzenlenen “Konyaaltı Belediyesi Kent Meydanı Kentsel Fikir Proje Yarışması”dır. [3] İkincisi ise Konyaaltı sahilinde Atatürk Kültür Park ve Fuar alanının hemen yanında bulunan ve II. kısım olarak nitelenen alanın tasarlanması ile ilgili 2007 yılında düzenlenen “Antalya Büyükşehir Belediyesi Konyaaltı Doğa ve Kültür Parkı Alanı Mimari ve Çevre Düzenleme Proje Yarışması”dır. [4] 2014 yılında ise bu yıla kadar parçacıl plan kararları ve yarışmalarla projelendirilen bölgeyi bu defa bütüncül bir yaklaşımla ele alan “Antalya Büyükşehir Belediyesi Konyaaltı Sahili Mimari ve Kıyı Düzenlemesi Fikir Proje Yarışması” düzenlenmiştir. Bu yarışmanın şartnamesinde belirtildiği gibi yarışmanın amacı “Konyaaltı Sahili’nin kentlilerin ve kent dışından gelen konukların kültür alışverişi içinde nitelikli bir biçimde deniz, deniz sporları ve kıyıyı kullanmaları, sahilin Antalya kent kimliğinin zenginleşmesine katkıda bulunmasının yanı sıra özgün mekân tasarımı ve güzel sanatların teşvik edilmesiolarak tanımlanmaktadır.[5] Bunu yaparken yarışmacılardan, varyantın kent belleğindeki simgesel niteliğinin giderek kaybedilmesi, Akdeniz Bulvarı’ndaki yoğun ve hızlı trafiğin sahil hattında neden olduğu kopukluk, sahil kullanımını destekleyecek hizmet birimlerinin, kıyı ve su sporları alt yapısının ve otoparkların yetersizliği, ticari alanların sahile yayılan alan işgali gibi bölgenin temel sorunlarını göz önünde bulundurmaları istenmiştir.

Projelerden beklentiler ise mevcut doğal değerlerin (su kaynakları, bitki örtüsü, dereler vb.) korunması, Akdeniz Bulvarı’nın erişilebilirlik kriterlerini gözeterek yaya öncelikli bir yola dönüştürülmesi, aynı zamanda alternatif ulaşım araçları (özel araç, toplu taşım, servis, bisiklet) yaya ve otopark kararlarının birlikte ya da ayrı ayrı üretilmesi, tüm sahil boyunca yaya öncelikli bir kullanımla bölgeyi bütünleştirmesi ve kuzeydeki mevcut yapılaşma ve sahil arasında Kıyı Yasası’nın izin verdiği miktarda deniz kullanımına uygun hizmet birimleriyle zenginleştirilmiş bir arayüz oluşturması, Beach Park olarak anılan alanda ise deniz kullanımına ilaveten çevreye peyzaj ve silüet açısından uyumlu yeme, içme, eğlence, kültür, sanat ve ilgili yönetsel birimlerinin önerilmesi şeklinde belirtilmiştir. (Resim 4, 5)

PROJEYE DAİR

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Mimarlar Odası Antalya Şubesi işbirliğiyle ulusal ve tek kademeli olarak düzenlenen yarışmaya 49 proje katılmıştır. Jüri tarafından önerilen kütlelerin hafifliğiyle arazinin mevcut yapısına, peyzaj değerlerine ve siluete uyumlu olan bunun yanı sıra kapalı, yarı açık, açık mekânlar arasında dengeli ilişkiler kuran, kamusal esnek yarı açık mekânlarda mikro klima özelliğini ön plana alan özellikleri ile Özer / Ürger & Tugay proje ekibi[6] tarafından hazırlanan proje birinci olarak seçilmiştir. Bununla birlikte söz konusu projede sahil boyunca süren aksın bir ucuna yerleştirilen kamusal odağın konumu ve binaların yakın çevresindeki peyzaj düzenlemelerinin yeterince geliştirilmemiş olması eleştirilmiştir. [7] Proje raporunda; Konyaaltı sahili boyunca yaratacağı rekreasyon, spor ve kültür faaliyetleri ile sahil bandını çoklu ve karma kullanımla yeniden işlevlendirerek Antalya’nın kaybedilmiş sahil kenti kimliğini güçlendirmek hedef olarak belirtilmiştir. Bu hedef doğrultusunda Akdeniz Bulvarı’nın ayrıştırıcı niteliği nedeniyle potansiyelini yeterince kullanamayan Konyaaltı Sahili’nin kara ile denizi, yaya ile aracı, dikey erişimle yatay dolaşımı bütünleştiren ve böylece farklı kullanıcı profillerini bir araya getiren bir arayüz olarak yeniden tanımlanması ana fikirleriyle yola çıkılmıştır. (Resim 6, 7)

Proje Beachpark, Olbia Meydanı, Akdeniz Bulvarı, müze meydanı ve varyant olmak üzere birbiriyle ilişkili ancak dört farklı karakterdeki alandan oluşmaktadır. (Resim 5) Bu alanlardan Beachpark (Resim 8) güneşten korunan ticari aksıyla müze meydanı ile Olbia Meydanı’nı birbirine bağlayan, alışveriş, yeme-içme, eğlence ünitelerini içeren tasarımıyla projenin en aktif odaklarından birini oluşturmaktadır. İkinci alan Olbia Meydanı, Akdeniz sahilinin Dumlupınar Bulvarı ile kesişiminde yer almakta, amfi tiyatro, çayır alandaki kaykay pisti, uçurtma tepesi ve diğer eğlence alanlarıyla rekreasyon çeşitliliği içeren bir başlangıç noktası niteliği taşımaktadır. Üçüncü alan ise Olbia Meydanı’ndan boğa çayına kadar uzanan Akdeniz Bulvarı ve sahil bandıdır. (Resim 9) Alanın en önemli problemi olan yoğun trafik yükü, daraltılan ve yavaşlatılan akışla azaltılmaya ve trafik hızı düşürülmeye çalışılmıştır. Böylece daha yavaş geçilmeye başlanan sahil şeridinin her türden kullanıcı için erişilebilir ve algılanabilir olmasına çalışılmıştır. Akdeniz Bulvarı’ndaki gezinti hattı bulvara dik erişim denetimli sokaklarla kıyıya yönelen yaya akışını rahatlatarak kentin sahille fiziksel / işlevsel bütünleşmesine yardımcı olmuştur.

Proje alanı boyunca bağlantılı bulunduğu kentsel mekânlara göre tasarlanan ana odaklar, alt odaklar dizgisi ve bunlara destek olması beklenen fonksiyon menüsü ile yıl boyunca canlı bir işlev zinciri haline getirilmiştir. Yani, proje kentte var olan merkezler sistemini sürdürerek ve çeşitlendirerek lineer proje alanı boyunca canlı, kapsayıcı, ulaşılabilir bir kent yaşamı için Arı Deresi Parkı, Konyaaltı Kent Meydanı, Akdeniz Meydanı, Kuşkaya Meydanı, Amfi Tiyatro, Olbia Meydanı, Etkinlik Çayırı ve Falez Meydanı gibi tematik odak alanları yaratmıştır. (Resim 10-12) Son olarak alanın düşeydeki tek parçası olan ve falez üzerinde yer alan müze meydanı ve varyant kentliler için sahile giriş kapısı olarak planlanmıştır. Proje başlangıç noktasında bulunan Antalya Bölge Müzesi ile bir araya gelerek turistler için bir cazibe merkezi oluşturması için tasarlanmıştır.

PROJEYLE ORTAYA ÇIKAN YAŞAMA DAİR

Nefes Aldıran Mekânlar: Antalya kent kimliğini deniz kıyısı üzerinden yeniden güçlendirmek isteyen bu proje kıyı kullanımını zenginleştirerek, rekreasyon, spor ve kültür faaliyetleriyle alanı yeniden işlevlendirmiştir. Alanda kurgulanan yürüyüş, koşu ve bisiklet yolları, Olbia Meydanı’ndaki kaykay pisti ve amfi, sahile inen oturma basamakları ve etkinlik çayırı projenin açıldığı günden itibaren yoğun ilgi görmüş, pandemi günlerinde her yaştan Antalyalılara nefes aldıran mekânlar olmuştur. Konyaaltı sahili sadece yazın ya da yakın çevrede yaşayanlar için değil tüm kentliler için yıl boyu katlanır sandalyelerini, kahvelerini, müziklerini, gazetelerini getirerek buluştukları yaşayan mekânlar haline gelmiştir. Ancak sahil kentsel bir alana dönüşerek kent kimliği yeniden güçlendirirken, proje ekibinin hedefleri arasında olan “kıyıda yer alan tarihsel ve kültürel değer alanlarını ön plana çıkarma” hedefi geri planda kalmıştır.

Erişilebilirlik ve Algılanabilirlik: Öte yandan kentsel kıyıyı her türden kullanıcı için erişilebilir ve algılanabilir kılmak için Akdeniz Bulvarı üzerindeki hız rejimi yeniden düzenlenmiş, araçla geçenler için yavaşça gezinme deneyimi sağlanırken yayalar için güvenle sahile ulaşma hedefi gerçekleşmiştir. Ancak sahil yolunun halen araç trafiğine açık olması ve otoparkların yer alması yayalar için yeşile dönüştürülebilecek kullanılabilir sahil alanını daraltmıştır. Bununla birlikte projenin toplu taşımayı güçlendirmeye yönelik kararları uygulanamadığı için yaya yoğun bir sahil bandı hedeflenirken bir yandan da araç yoğun bir sahil bandı elde edilmiştir. Oysaki toplu taşıma güçlendirilebilirse karbon ayak izini azalacak sadece yakın çevrede yaşayanlar için değil uzak çevreden de alana ulaşım ve erişim olanaklarını artacaktır.

İşlevsel Süreklilik ve Tematik Odaklar: Projenin bir diğer önemli başarısı işlevsel canlılığı sağlamak için alana dikey ve yatay bağlantıları koruyarak uyumlandırma çabasıdır. Çok uzun bir bant olan sahil boyunca birbirinden kopmayan ama birbirini de tekrarlamayan canlı işlevsel bir akış mevcuttur. Sahilin kimliğini güçlendirirken “kentin var olan merkezler sistemini kentin batı kıyısı üzerinden güçlendirme ve çeşitlendirme” amacıyla tematik odaklar üretilmiş malzeme kullanımı kentsel donatı seçimleriyle algı bütünlüğü ve sürekliliği sağlanmıştır. Fakat zamanla alandaki ticari fonksiyonların bu bütünlüğü zedeleyecek şekilde yaptıkları dekorasyon ve genişleme müdahaleleriyle algı sürekliliğini ve yayanın serbest dolaşımını engelledikleri görülmektedir. Bu durum bu tip benzer projelerde de görüldüğü gibi alanın tasarlanması kadar alan yönetiminin planlanmasının önemini ortaya koymaktadır. Buna rağmen proje kıyı boyunca önerdiği rekreatif, kültürel ve sportif aktivite alanlarıyla kentin bütününe yönelik yıl boyunca kullanılan dinamik bir arayüz yaratmayı başarmıştır.

Kıyı Bandındaki Dönüşümü Yönlendirme: Daha geniş ölçekte sahile komşu bölgenin kıyı bandının bu nitelikli değişiminden olumlu yönde etkilenmesi ve gelecekteki fiziksel gelişim ve dönüşümünü denetleyip yönlendirecek bir imar yaklaşımı tanımlama hedefi ise projenin kullanıma açıldığı 2018 yılından itibaren oluşan değişime bakıldığında başarılamamış görünmektedir. Bu alan söz konusu yakın çevrenin rant değerinin artmasına ve yeni yapılarla birlikte duvar etkisinin daha hızlı tamamlanmasına neden olmuştur.

SONUÇ YERİNE

Sahilde yer alan kentlerde bireylerin su ile iletişimi ve kentsel aidiyetinde kıyı alanlarının kullanımı etkin rol oynamaktadır. Kentlilerin sahile erişebilmesi kadar sahilde gerçekleştireceği etkinliklerin çeşitliliği kıyı kimliğini güçlendirir. Antalya, bugün çoğu yüzülebilir kumsallardan oluşan toplam 640 km’lik sahiliyle dünyanın en çok mavi bayraklı plajı bulunan kentidir. [8] Bunlar arasında kente yakınlığı sebebiyle en çok kullanılan kent içi sahil alanı Konyaaltı’dır. Kent içi sahil alanlarının yaz mevsimi dışında da kullanılabilecek şekilde rekreatif fonksiyonlarla zenginleştirilmesi bu bölgelerin yıl boyu kullanımını artırarak yaşayan dinamik arayüzler haline gelmesine yardımcı olur. Antalya Konyaaltı Sahili Mimari ve Kıyı Düzenleme Projesi’nde de 6.5 km’lik bölge boyunca uzanmasına rağmen bütünlüğünü kaybetmeden erişilebilir, algılanabilir bir arayüze erişilebilmiştir.

2018 yılında kentlinin kullanımına açılan Konyaaltı Sahil Düzenleme Projesi’nde yer alan tematik odaklar tek tek ve birlikte çalışarak sahil boyunca her zaman canlı ve cazip bir yaşam sunmaktadır. Ancak bunu yaparken öngörülemeyen aşırı talep ve kıyı erozyonu sorunları, ticari fonksiyonların alanı yönetme biçimlerine müdahale edilmemesi, bütüncül bir alan yönetim programının tam olarak uygulanamaması projenin kullanıma açılmasının üzerinden henüz dört yıl geçmiş olmasına rağmen düzenlemede fiziksel bozulmaların başlamasına neden olmuştur. Giderek artan alan yönetimi boşluğunun söz konusu projeyi hızla yıpratmasının yanı sıra projeyle birlikte bölgeye yönelik gelişmesi beklenen kültürel sahiplik durumunun da istenilen düzeyde oluşmadığı görülmektedir. Bu durum projenin yakın çevresinde sahil boyunca artan bir rant alanı oluşturmuş ve turizm bölgesi konuta dönüşmüştür.

Özetle, ticari alanların yayılması, sahilin daralması, yoğun araç otoparkı sebebiyle karbon ayak izinin artması gibi problemlere acilen çözüm aranmalı ve çok geçmeden alan yönetimine dair yeni ve bütüncül düzenlemeler yapılmalıdır. Böylelikle projenin dinamik kentsel arayüz niteliğinin sürdürülebilmesi mümkün olacaktır. Aksi takdirde Konyaaltı Sahilinde büyük bir emek ve kaynak aktarılarak yapılan projenin bir önceki proje gibi kısa ömürlü olması kaçınılmaz olacaktır.

NOTLAR

[1] Uzun yıllar 12 Eylül Koruluğu olarak bilinen bu alan bugün Konyaaltı sahil planlamasının Beach Park bölümünün içinde kalmıştır. Koruluğun tarihi için, bkz: Antalya’nın ilk mimarlarından Tarık Akıltopu’nun Hatıraları. Dünden Bugüne Antalya, cilt:2, bölüm: 9, https://antalya.ktb.gov.tr/Eklenti/8702,3-dundenbuguneantalya-2cilt-9meshursahsiyetlerpdf.pdf?0&_tag1=5B27781350B329135B6EF767599FCEC7D5D6DE2B [Erişim: 20.12.2021]

[2] Örneğin, 1997’de inşaatlar başlamış olmasına rağmen 1998’de Bakanlık tarafından Konyaaltı sahili ve hazineye ait yerlerin tahsisi olmadığı tespit edildi ve Konyaaltı Beach Park’ta tahsis alınmadan ve inşaat ruhsatı olmadan kaçak inşaatlar dönemi başlamış oldu. Daha fazla bilgi için, bkz: https://www.antalyahurses.com/konyaalti-beach-park-gercekleri-1/15810/ [Erişim: 20.12.2021]

[3] “Kentsel Tasarım Fikir Proje Yarışması Konyaaltı Belediyesi Kent Meydanı”, 2006, Mimarlık, sayı: 328, http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=46&RecID=1104 [Erişim: 20.12.2021]

[4] “Mimari ve Çevre Düzenleme Yarışması Konyaaltı Doğa ve Kültür Parkı Alanı”, 2007, Mimarlık, sayı:338, ss.50-54.

[5] Antalya Büyükşehir Belediyesi, 2014, Antalya Büyükşehir Belediyesi Konyaaltı Sahili Mimari ve Kıyı Düzenlemesi Fikir Proje Yarışması Şartnamesi.

[6] Proje Ekibi: A. Mucip Ürger (mimar), Şemsettin Tugay (mimar), Ali Özer (mimar), Olgu Çalışkan (şehir plancısı), Barış Ekmekçi (peyzaj mimarı) ve Münire Sağat (peyzaj mimarı).

[7] “Konyaaltı Sahili Mimari ve Kıyı Düzenlemesi”, http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=396&RecID=3619 [Erişim: 20.12.2021]

[8] Kapan, Kaan, 2018, “Turizm Faaliyetlerinin Şehirsel Gelişmeye Etkileri: Antalya Örneği”, İstanbul Üniversitesi SBE, yayımlanmamış doktora tezi, İstanbul, ss.13.

Bu icerik 574 defa görüntülenmiştir.