351
OCAK-ŞUBAT 2010
 
MİMARLIK'TAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Kargı Köyü
    Mehmet Emin Yılmaz, Y. Mimar, Restorasyon Uzmanı

YAYINLAR



KÜNYE
ETKİNLİK

Ekistik 2009 Kongresi’nden İzlenimler

Zeynep Esengil
Y. Mimar

Her yıl farklı bir ülkede düzenlenen Yerleşim Bilimi Dünya Topluluğu’nun (World Society for Ekistics) bu yılki buluşması 20-27 Ekim tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşti. Türkiye ve 20 farklı ülkeden topluluk üyesi 30 katılımcının bildiri sunduğu toplantıya Mimarlar Odası Antalya Şubesi evsahipliği yaptı. 1965’den bu yana sivil toplum kuruluşu (non-governmental organization) olarak etkinlik gösteren kurumun 2008-09 dönem başkanlığını Prof. Dr. Ruşen Keleş yürütüyor.

Ekistik, “insan yerleşimleri bilimi” anlamına gelmektedir. “Ekistik” kavramını ilk olarak ortaya atan Yunan Mimar ve Kent Plancısı Constantinos A. Doxiadis’e (1913-1975) (1) göre, insan yaşamı ile insan yerleşimleri sürekli olarak birbirlerini şekillendirmektedir. Bu nedenle ekistik, insan yerleşimleri ve yaşamı üzerine düşünmeyi gerektiren mimarlık, planlama, coğrafi bilimler, ekoloji, antropoloji, davranış bilimleri, sosyoloji, politika, ekonomi gibi birçok disiplini çalışma alanı içine alıyor. (2) Ekistik ile disiplinlerarası çalışmanın önemi üzerinde durulurken, kentleri oluşturan öğelerin de bir arada düşünülmesi ve problemlerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması hedefleniyor. Doxiadis, insan yerleşimlerinin doğa (nature), antropos (athropos), toplum (society), kabuklar (shells) ve ağlar (networks) olmak üzere beş ana unsurdan oluştuğunu ve insan yerleşimlerinde yaşanan hızlı ve dinamik gelişimi incelerken problemlerin “politik, sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik” olmak üzere beş farklı yönüyle değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürüyor. (3)

Yerleşim Bilimi Dünya Topluluğu adıyla kurulan ve 44 yıldır Doxiadis tarafından ortaya konan ilkeler doğrultusunda etkinlik gösteren kurumun amaç ve hedefleri şöyledir:

  • İnsan yerleşimleri üzerine üretilen bilgi ve belgenin gelişimini araştırmalar, yayınlar ve konferanslar aracıyla desteklemek;
  • Yerleşim biliminin eğitim alanında gelişimini sağlamak;
  • Kamuoyunu bu konuda bilgilendirerek işbirliklerini harekete geçirmek,
  • İnsan yerleşimleri için çok disiplinli çalışmaları teşvik etmek. (4)

Topluluğun bu yılki buluşmasının teması “Kentleşmenin Geleceği - Megalopolis ve Ötesinde: Ağ Oluşturma, Eğitim ve Disiplinlerarasılık”, oturum başlıkları ise; “Her ölçekte Kentleşmenin Dinamikleri, Ağlar, Kapsamlı Planlama, Tasarım ve Yönetim için Eğitim – Çok Disiplinliliğin Rolü” idi. Tema kapsamında yapılan sunuşlarda tartışılan konular ise:

  • Farklı metropolleri birbirlerine bağlayan ana kentsel sistemler olarak megalopolisler ve sorunları;
  • İkim değişimi;
  • Karbon salımının azaltılması, sürdürülebilir kentlerin yaratılması;
  • Geri dönüştürülebilir malzemelerin ve enerji kaynaklarının kullanılması;
  • Kentsel ulaşım ağları ve hareketlilik;
  • Karar vericilerin kentsel politikalar üzerindeki etkileri;
  • Karar vericiler ile toplum arasında iletişim ve katılım mekanizmalarının yaratılması;
  • Planlama ve mimarlıkta çok disiplinli bilgi üretmenin geleceğin kentleri için önemi;
  • Mimarlık ve planlama eğitiminin gelecekteki sorunlara adaptasyonunun sağlanması için atılması gereken adımlar.

Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen akademisyen, meslek adamı ve politikacılar tarafından yapılan sunuşlar, günümüzde dünyanın her yerinde karşılaşılan kentsel sorunların altında yatan temel nedenlerin ortak özelliklere sahip olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan, toplantının merkezî ve yerel otoriteler tarafından geliştirilen rant yaratma politikalarının odağında yer alan kentte, Antalya’da gerçekleşmesi önemli bir seçim. Çünkü tarihî, kültürel, iklimsel ve doğal özellikleriyle yalnızca ülkemizde değil, dünyada da öne çıkan kentlerden birisi olarak Antalya’da kentleşme sürecinde yaşanan problemler, oturumlarda tartışılan kentsel sorunlarla örtüşüyordu.

Toplantının ilk gününde açış konuşmalarını Mimarlar Odası Genel Başkanı Bülend Tuna, Ankara Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Murat Karayalçın, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın ve Antalya Valisi Alaaddin Yüksel yaptılar. Belediye başkanlarının sunuşları sırasında paylaştıkları deneyimler tüm katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi.

Temaya giriş sunuşları arasında dikkat çeken yaklaşımlardan biri, Uluslararası Bio-politika Örgütü’nün (BIO) kurucu üyesi Agni Vlavianos-Arvanitis’in iklim değişiminin önüne geçebilmek ve yeşil kentler inşa edebilmek için gündeme getirdiği “Bio-politika” kavramıdır. Temiz enerji kaynakları ve çevre dostu malzemelerin kullanımı, en az atık üretimi ve temiz ulaşım imkânlarının yaratılması gibi çevreye duyarlı önerileri kapsayan bio-politikalar sayesinde iklim değişiminin azalması hedefleniyor. Bununla beraber, insan yerleşimlerinin yeniden yapılandırılmasında bio-politikaların yeni olanaklar açması bekleniyor. Mega kentlerin yeşil kentlere dönüştürülmesi sürecinde üretilecek planlama politikalarıyla mimarlık ve mühendislik alanlarında yeni iş olanakları ortaya çıkacak, böylelikle ekonomik krizin de etkileri aza indirilecektir. Bio-politika alanındaki gelişmelere ve ayrıntılı bilgilere www.biopolitics.gr adresinden ulaşılabiliyor.

Toplantıda 2009 Doxiadis özel oturumunun bu yılki konuşmasını Doğan Kuban yaptı. Doxiadis’e adanan oturumda Kuban, insan yerleşimleri biliminde aksiyomatik yöntemin (belitsel yöntem) geçerliliğini tartıştı.

“Her ölçekte Kentleşmenin Dinamikleri” temalı oturumun ilgiyle izlenen sunuşlarından birini, “Geleceğin Kentini Yaratabilecek İnsanı Yaratmak” başlığıyla Cengiz Bektaş yaptı. Geçmişte kentlerin varolma sebebi olarak sosyal ve kültürel donanımlarına dikkat çeken Bektaş, çağın kentlerine yakışır bir mimarlık ve planlama yaklaşımı içinde bulunmadığımızı dile getirdi. Tarihte kentlerin “insanı ve onun kültürel birikimini temel alarak tasarlandığını, bugün ise ürettiğinden daha çok enerji tüketen, yaşayanlarına temiz bir çevre sunamayan, sosyal ve kültürel donanımdan yoksun kentler yaratıldığını” ifade etti. “İnsan kenti yarattı. O insanın ödevi ise, çağımıza yaraşacak kenti yaratmaktır. Aksi takdirde geleceğin insanını da yetiştiremeyeceğiz” söylemiyle çıkış yapan Bektaş, bütün bu umutsuzlukların aksine olumlu yönde ilerleme gösterebilmek için önümüzde olumlu şekilde cevaplanmayı bekleyen şöyle sorular olduğunu söyledi:

  • Dengeli ülke kalkınması amacına oturtulmuş bölge planlamasına dayalı kent tasarımlarımız, kent ölçütlerimiz, bu ölçütlerde tutarlılığımız, kimlik, anlam çözümlemelerimiz var mı?
  • Kentlilerin barınma, konut hakkını bir sosyal hak olarak görüp, ona göre bir planlama yapıyor muyuz?
  • Kentlerimizin doğal, kültürel, değerlerini koruyabiliyor muyuz?
  • Sağlıklı kentsel işlevler, olanaklar dengeli mi dağılıyor?
  • Kentlilik bilinci aydınlarımızda bile var mı?
  • Kentlerimizde yeterli düzeyde kültürel-sosyal donanım var mı?
  • Gelişmeye açıklık, seçenekler, özgürlükler sunabiliyor muyuz?
  • Sağlıklı, güvenli bir yaşamımız var mı?
  • Bugün için yalnızca politika ve ekonomiyle bitimli kent olgusuna kültür ve bilgi akımını sağlayabiliyor muyuz?
  • Kamudan hırsızlıkları önleyebiliyor muyuz?
  • Kentliler arasındaki iletişimi en üst düzeye çıkaracak düzenlemeler yapabiliyor muyuz?

Oturumun bir diğer dikkat çeken sunuşunda Arzu Kocabaş, Marmara megalopolisinin merkezinde doğuda Kocaeli, güneyde Bursa, batıda ise Tekirdağ ile birleşmekte olan İstanbul mega-kentinde yaşanan nüfus patlaması ve hızlı büyüme sonucu olumsuz yönde gelişme gösteren mahallelerin durumunu gözler önüne sererek, sürdürülebilir mahallelerin planlanmasında “yeni kentleşme” (new urbanism) kavramına değindi. Bu kavrama güncel yorumlar getirilerek planlanacak sürdürülebilir mahallelerin sosyal ve kültürel servisler, eğitim, iş ve eğlence alanları ile ulaşım ağı bakımından kendi kendine yetebilmesi ve böylelikle karbon salınımının en aza indirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Kocabaş, bu yaklaşım izlenerek yapılan ilk uygulamanın John Thompson ortaklığı ve önderliğinde gerçekleştirilen Kartal Stratejik Gelişim Planı olduğunu söyledi. Londra’da bulunan ve başkanlığını Thompson’nun üstlendiği “The Academy of Urbanism”in bu konudaki diğer projeleri hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşmak için www.academyofurbanism.org.ukadresinden yararlanılabilinir.

Kaynağını iklim değişimi, enerji kaynaklarının tükenmesi gibi kaygılardan alarak belirlenen “Ağlar” temalı oturumun, ulaşımda temiz enerji kaynakları ve akıllı sistemlerin kullanımıyla ilgili dikkatle izlenen sunuşlarından birini, Kjell Dahlström gerçekleştirdi. Dahlström, Uppsala ve Londra gibi kentlerde uygulanmaya başlanan kişisel hızlı ulaşım sistemi “PRT” (personal rapid transport) veya “Podcar” olarak adlandırılan hibrit/elektrikli araç sistemleriyle ilgili güncel gelişmeleri ve uluslararası pazar analizlerine göre belirlenen sayısal verileri değerlendirdi. PRT sisteminin uygulanabilmesi için elektronik bilgi teknolojilerinden faydalanarak elektrikli otoyol inşa etmek gerekiyor. Özel-kamu işbirlikleriyle geliştirilen ilk projelerin yaşama geçmesiyle sıfır egzoz salınımı, hands-free ve stres-free sürüş keyfi sunuluyor. PRT ile ilgili ayrıntılı bilgiye ve görsellere ulaşmak için www.cprt.org veya www.podcars.comadreslerini ziyaret etmek mümkün.

Sürdürülebilir çevrelerin yaratılması, doğal kaynakların tüketilmesi, iklim değişiminin azalması gibi hedeflere ulaşmada eğitimin rolü, bu amaçla mimarlık ve planlama eğitiminde yapılması gereken düzenlemeler, uluslararası işbirlikleri ve çok disiplinliliğin öneminin vurgulandığı oturumun ilgiyle izlenen sunuşlarından birini ise, Meltem Yılmaz gerçekleştirdi. “Sürdürülebilir Kentler için Ne Tür Mimarlık Eğitimi” başlığıyla giriş yapan Yılmaz, yapılardan kaynaklanan çevresel problemlerle başa çıkmak için mimarlık eğitiminde vizyon değişikliğine gidilmesi gerektiğini savundu. 20. yüzyıldan beri binaların sürdürülebilmesi için gereken altyapının doğal kaynakların tüketilmesi yoluyla sağlandığına dikkat çekti. Günümüz mimarlık eğitiminde yalnızca farklı ve yeni formlar yaratma kaygısıyla projeler yapılmasının yeterli olmadığını, yere ait doğal verilerin dikkatle ele alınması gerektiğini dile getirdi. Mimarlık eğitiminde temel tasarım prensiplerinin yanısıra, pasif güneş enerjisi, doğal havalandırma, gün ışığı gibi unsurlar ile iklim, topografya gibi özelliklerin tasarım sürecine yansıtılması gerektiğini savunan Yılmaz, bu konuda akademisyenlere önemli görevler düştüğünü de ifade etti.

Beş gün süren buluşmada, dünyanın birçok ülkesinden gelen ve konusunda uzman akademisyenler, meslek adamları ve politikacılar tarafından yapılan çok çeşitli konulardaki sunuşlar sayesinde oturumlar verimli tartışmalara sahne oldu. Toplantı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen veda yemeğiyle sonlandı. Buluşmanın ardından Kaleiçi Tarihî Kent Merkezi ve Aspendos, Side, Perge antik kentlerine gezi düzenlendi. Ayrıca Cengiz Bektaş tarafından tasarlanan ve Ağa Han Mimarlık Ödülü alan Akdeniz Üniversitesi Sosyal- Kültürel Özek Yapısı Olbia ziyaret edildi ve yapı tüm katılımcıların beğenisini topladı.

Bir sonraki buluşmanın 19-24 Kasım 2010 tarihleri arasında Mumbai yakınlarında “Tercih Edilen Geleceğe Doğru: Öncelikler, Politika ve Programlar; Çevresel, Sosyal ve Ekonomik Sürdürülebilirlik” temasıyla yapılması planlanıyor.

WSE Sekreterliği ile iletişime geçmek için ekistics@otenet.gr

WSE’nin çalışmalarını ve yayınlarını takip etmek için: www.ekistics.org

NOTLAR

1. Detaylı bilgi için bkz. http:// www.doxiadis.org

2. Doğan Kuban’ın konuşmasından.

3. Doxiadis, 1976.

4. Perovic, 2005, ss.7-9.

KAYNAKLAR

  • Constantinos A. Doxiadis: www.doxiadis.org, (30 Ekim 2009).
  • Doxiadis, A.C. 1976, Action for Human Settlements, Athens Publishing Center, Atina.
  • Perovic, R.M. 2005, Ekistics: The Problems and Science of Human Settlements, cilt:72, sayı: 430-435, ss.7-9, Athens Publishing Center, Atina.

Bu icerik 3740 defa görüntülenmiştir.