351
OCAK-ŞUBAT 2010
 
MİMARLIK'TAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Kargı Köyü
    Mehmet Emin Yılmaz, Y. Mimar, Restorasyon Uzmanı

YAYINLAR



KÜNYE
YAYIN DEĞERLENDİRME

“Kırsal Alanda Yöresel Mimari Özelliklerin Belirlenmesi” Projesi ve Kayseri Örneği Üzerinde Bir Araştırma ve Öneri Üzerine

Halit Yaşa Ersoy
Prof. Dr., MSGSÜ Mimarlık Bölümü

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın kırsal alanda yöresel özelliklerin belirlenmesi amacıyla, ilk olarak Kayseri kentinden başlattığı proje, öncelikle Türkiye’nin özgün dokusunu koruyan diğer kentlerini de kapsayacak biçimde genişletiliyor. Sonuçların derlenerek 6 kitap olarak yayımlandığı Kayseri çalışması, yerinde tespitin ötesinde, araştırma bulgularının önerilere dönüştürülmesiyle de projenin sonraki aşamaları için bir örnek oluşturuyor.

TC Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Teknik Araştırma ve Uygulama Müdürlüğü, Kırsal Alanlar Daire Başkanlığı tarafından önerilen ve desteklenen “Kırsal Alanda Yöresel Özelliklerin Belirlenmesi” araştırma projesi geçtiğimiz günlerde tamamlanmış bulunmaktadır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Çorapçıoğlu yürütücülüğünde, Yrd. Doç. Dr. Suat Çakır, Yrd. Doç.Dr. Nezih Aysel, Arş. Gör. Can Görgülü, Arş. Gör. Duygu Kolbay, Öğr. Gör. N.Papatya Seçkin ve Emine Ünsal’ın katılımıyla gerçekleştirilen araştırma projesi, pilot bölge olarak belirlenen Kayseri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Farklı tespit, irdeleme, değerlendirme, projelendirme ve önerileri içeren bu çalışma, alanında kapsamlı bir araştırma/öneri niteliği taşımaktadır.

Araştırmacılara göre, “Modernizmin hızlı bir yıkım sergilediği 1960-70’li yıllarda birçok Anadolu kırsal yerleşiminde endüstriyel yapı malzemesinin bilinçsizce kullanımı, özgün yapı karakterlerinin yitirilmesine neden olmuştur. Bu dönem yerel mimari unsurların da bozulmasının başlangıcıdır. Bunu takip eden postmodern süreç, varolan kavramların yerine yenilerinin ikame edilerek, değerlerin birer birer tüketildiği bir dönem olarak iz bırakmıştır. Modernist ve postmodernist dönemde kırsal konutun bulunduğu çevre ve doğa koşullarına uygun tasarlanamaması, yerel mimari kimliğin sürdürülebilirliğinin de mümkün olamayacağı sonucunu doğurmuştur. Bu bağlamda son yılların en çok ihmal edilen, konularının başında mimari kimlik ve mimari kimliğin sürdürülebilirliği konusu gelmektedir. Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel baskıların yarattığı dönüşümün kontrol edilebilmesi amacıyla birçok ülke yerel mimari kimliğe ilişkin kültürel değerleri belgelemek, yaşatmak ve sürdürebilmek amacıyla çalışmalar yapmaktadır. Bu amaçla oluşturulmuş tasarım rehberleri bulunmaktadır. Bayındırlık Bakanlığı ve üniversite işbirliği sonucunda üretilen bu çalışmanın geç de olsa belirtilen boşluğu doldurabileceği kabul edilebilir.”

Araştırma projesi, birbirini farklı açılardan destekler ve tamamlar nitelikte kitaplar şeklinde sunulan altı ana bölümden oluşmaktadır:

1. Yöresel Kırsal Mimari Kimlik

2. Kırsal Alanda Yöresel Mimari Kimlik; “Rehber Kitap”

3. Kayseri Kırsalında Yöresel Kırsal Mimari Özelliklerin Belirlenmesi; “Rehber Kitap”

4. Kayseri Kırsalında Yöresel Mimari Projeler Oluşturulması Amaçlı Tipolojik Çalışmalar

5. Kırsal Alanda Yöresel Mimari Özelliklerin Belirlenmesi; “Proje Raporları”

6. Kırsal Alanda Yöresel Mimari Özelliklerin Belirlenmesi; “Rölöveler”

Her biri kendi içinde bağımsız bir kitap niteliğindeki bu altı “proje bölümü”nden birincisi olan “Yöresel Kırsal Mimari Kimlik” başlıklı çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmada, yerleşmeleri ayırdedici kılan, uzun bir zaman dilimi içinde biçimlenen kırsal mimari kimlik unsurlarının yerel verilere bağlı olarak ortaya çıkışı ayrıntılı bir şekilde vurgulanarak açıklanmakta ve yerleşmenin coğrafi içeriği, kültürel düzeyi, mimarisi, yerel gelenekleri, yaşam biçimi ve niteliklerinin karışımı olarak kırsal mimariye biçim verişi örneklenmektedir. Dolayısıyla, bu birinci kitap, “araştırma projesine giriş” niteliğini taşımaktadır. Burada, yöresel ve kırsal mimari kimlik kavramlarını oluşturan etkenler, bağımsız bölümler halinde, dört ana başlık altında tartışılarak örneklenmektedir.

Sırasıyla kırsal yerel mimari kimliğin biçimlenmesinde etkin olan doğal ve sosyo-kültürel veriler, mimari kimliği oluşturan ortak dilin öğeleri olan yapı malzemesi, yapı elemanı, geleneksel-yerel yapım yöntemleri, mimari kimliği oluşturan konut ve yerleşim özellikleri ve türleri ile, bir sonuç niteliği taşıyan kırsal alanda ekolojik, sürdürülebilir yöresel mimarlık kavramları yurtiçi ve yurtdışından zengin örneklerle aktarılmakta, anlatılmaktadır. Böylelikle de benzer çalışmalarda ortak kavramların değerlendirilmesi için bir zeminin oluşturulmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır.

Birinci kitabın, “Kırsal Alanda Ekolojik, Sürdürülebilir, Yöresel Mimarlık” başlıklı dördüncü ve son bölümünü takiben, “Sonuç” kısmında kaleme alınan görüşlerle “yöresel kırsal mimarinin” sürdürülebilirliği amacıyla ülkesel politikaların oluşturulmasında yol gösterici olma hedeflenmektedir. Bu amaçla araştırmacılar, bugüne kadar pek çok kamu yapısında kullanılan, hatta günümüzde dahi büyük toplu konut projelerinde uygulanan, “tip proje” kavramının yarattığı kimliksizliğe tepkilerini hissettirerek, alternatif çözüm olarak, yerel mimari dilin çözümlenmesi ve bu dil kullanılarak uygun tasarımların üretilmesini ve desteklenmesini önermektedirler.

Araştırma projesinin ikinci kitabı, “Kırsal Alanda Yöresel Mimari Kimlik: Rehber Kitap” başlığını taşımaktadır. Bu çalışma, bölgesel rehberlerin hazırlanmasında aydınlatıcı, yol gösterici olmak üzere düzenlenmiştir. Burada, araştırma projesi ve sonuçlandırılmasında kullanılan verilerin elde edilmesi, işlenmesi ve değerlendirilmesi aşamalarını içeren çalışma yöntemi açıklanmakta ve bu amaçla hazırlanmış yurtdışı tasarım rehberleri örneklerine de yer verilmektedir.

Bu çalışmada, belgeleme sırasında yapılacak envanter çalışmalarında, daha önce Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından geliştirilmiş olan “kırsal yapı” ve “kırsal konut” envanter fişlerinin kullanılması önerilmekte, dolayısıyla oluşturulan kaynak alan desteklenerek, çalışmalar arasında bilgi-kaynak alışverişlerinin sağlanmasını hedeflenmektedir. Bu “rehber kitap”ta oluşturulması planlanan yöresel mimari tasarım rehberlerinin kapsama sınırlarının, idari sınırlardan bağımsız tutulması gereğine de ayrıca dikkat çekilmektedir.

Projenin bir sonraki aşaması, bakanlık tarafından belirlenen pilot bölge olan Kayseri yöresini kapsamaktadır. Bu çalışma tek bir kent için hazırlanmış olsa da, bütün kentler için uygulanacak bir modelin oluşturulması sözkonusudur. Bu üçüncü aşamada sunulan “Kayseri Kırsalında Yöresel Mimari Özelliklerin Belirlenmesi: Rehber Kitap” başlıklı çalışmanın Kayseri için bir “tasarım rehberi” olarak kullanılması amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, hazırlanmış olan “tasarım rehberi”nden, tasarımcı, uygulayıcı ve kullanıcıların da yararlanması hedeflenmektedir. Burada araştırmacılar, Kayseri gibi geniş bir coğrafi alana yayılı ve farklı mimari kimliğe sahip köyleri, iskân alanları olan bir il için bu aşamanın son derece kritik bir konu olduğu hususuna da dikkat çekme ihtiyacını hissetmektedirler.

Bu kitapta yerel mimari yapım sistemlerine, yapı elemanlarına, mekân tiplerine ait rölöve çizimleri ile günümüz mekân ihtiyaçları, malzeme temin olanakları ve yapım sistemlerine uygun çözüm önerilerine geniş yer ayrılmaktadır. Çalışmanın tasarım ve uygulamaya yönelik özgün yorumlarının bulunduğu bu aşamada araştırma, teorik boyutunun yanısıra uygulama alanında da çözüm ve öneriler ile zenginleştirilmeye çalışılmaktadır. Böylelikle de çalışmaya, farklı kullanıcıların kolaylıkla anlayabileceği bir niteliğin kazandırılması hedeflenmektedir.

Diğer taraftan, “Kayseri Kırsal/Yöresel Mimarisi Rehberi” niteliğindeki bu çalışmanın sonunda bir “yerel yapı ve malzeme terimleri sözlüğü”ne yer verilmektedir. Böylelikle de yerel mimarlık kültürünün unutulmaya yüz tutmuş deyimlerinin, tanımlamalarının, isimlendirmelerinin yaşatılması ve ileriki kuşaklara aktarılması amaçlanmaktadır.

Projenin önemli bir aşamasını, “Kayseri Kırsalında Yöresel Mimari Projeler Oluşturulması Amaçlı Tipolojik Çalışmalar” başlıklı dördüncü bölüm oluşturmaktadır. Bu aşamaya kadarki çalışmalardan hareketle, genel değerlendirmelere, tasarıma ve dolayısıyla önerilere yönelik bu kitapta, bakanlık ve il müdürlüklerinin önerileri doğrultusunda bir kırsal yerleşim alanı için beş farklı tipte kırsal konut tipi geliştirilerek uygulama projelerinin hazırlanması konu iken, son derece farklı bir sonuçla, farklı bir yaklaşımla karşılaşılmaktadır.

Burada, çalışmanın bu özgün aşamasında, Kayseri yöresi kırsal konut örneklerinin kullandığı mimari dilin çözümlenmesinden hareketle, kırsal-yöresel yerleşmeler üzerindeki alan çalışmaları sonuçlarına bağlı olarak, kırsal mimarinin niteliklerinin çözümlemesine gidilerek, ev ile yerleşim arasındaki ilişki analiz edilmekte ve bölge için bir tasarlama metodolojisi önerilmektedir.

Bu aşamada, projenin dördüncü kısmında, çevresel değişimin/bozulmanın nedenleri birkaç madde halinde açıklanarak, özetlenmektedir. Yazarlar, vurgulanması gereken bu hususlardan başlıcalarını şöyle sıralamaktadırlar:

  •  Tip ev yanlış bir çözümlemedir. Farklı kullanıcıların ve farklı ihtiyaçların varlığı, tip olarak üretilen evin zamanla değişimine yol açacaktır. Evin kullanıcısının ihtiyaçlarına bağlı olarak planlanması ve gelişme olanakları olması daha doğru bir çözümleme olacaktır.
  • Üretime dayalı olan kırsal konutta, üretim alanı olan avlunun yeni örneklerde (zamanla) yok olması, kültürel bir mekân geleneğinin değişmesi, konut ve yerleşim gramerinin bozulmasına neden olmuştur.
  • Yerel kimliğin temel bileşeni olan malzemenin yerini modern(!) yapı malzemelerinin alması, yerel yapım sistemleri ve elemanlarının, malzemeye bağlı olarak değişimi ve/veya kullanılmaması, kırsal konutu üreten sınıfın yerel yapım pratiklerini kaybetmesine neden olmuştur.
  • Yukarıdaki değişkenlere bağlı olarak enerji korunumunun gözardı edildiği bir yapım sistemi yoğun olarak kullanılmaktadır.

 

Bu tespitlere bağlı olarak önerilen çözüm ise, önce de belirtildiği gibi, evin “tipleştirilerek” tekrarları inşa edilen “tip ev” kavramı yerine, evi oluşturan temel birimlerin tipleştirilerek, koşulların gerektirdiği bir anlamda özgün, fakat yerel koşullardan, kültürden ve gereksinimden kaynaklanan “ev planları”nın geliştirilmesi yöntemidir. Dördüncü kitapta evi oluşturan bu en alt birim “temel tip” olarak adlandırılmaktadır. Çalışmada, “tip”, “temel tip”, “tipoloji” kavramları ana hatları ile tartışılarak, tek bir birimden üreyen planlama mantığının değişik boyut ve özellikler gösteren parsellerde nasıl sonuçlar verebileceği hususu araştırılmaktadır. Burada, “evin nüvesi”ni oluşturan birim mekânın gelişimine bağlı olan planlama sisteminin, aynı zamanda konutun zamana bağlı gelişim ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek özelliklere sahip olabileceği yaklaşımından hareket edildiği anlaşılmaktadır.

“Kayseri Kırsalında Yöresel Mimari Oluşturulması Amaçlı Tipolojik Çalışmalar” başlıklı bu çalışmada, yazarların ifadesiyle, “geleneksel yerleşimler değerlendirildiğinde, birimden bütüne gelişen (tüme varan) planlama mantığının ilk yerleşimlerden beri uygulanageldiği” belirtilerek, “ancak değişimin/bozulmanın(!) başlangıcı olarak tanımlayabileceğimiz son 40 yıldır evin/kırsal konutun da bir bütün olarak “tümden gelen” bir mantıkla planlandığı” hususuna da dikkat çekilmektedir. Ayrıca, kırsal konutun temel birimi olan odanın boyutlarının en önemli belirleyicisinin yapı malzemesi ve yapım sistemi olduğu hususu da vurgulanarak, büyük olması gereken mekânlarda da aynı yapım sisteminin olanaklarının geliştirildiği ve planlama mantığının sürdürüldüğü vurgulanmakta, “tip plan” kavramı yerine birim mekânın (temel tip) tekrarlanmasından oluşan bir planlama metodolojisi önerilmektedir.

Dördüncü kitabın ikinci bölümünde proje grubu tarafından önceki bölümlerde açıklanmış olan metodoloji kullanılarak tasarlanmış konut örneklerine yer verilmektedir. Kitabın bu bölümü incelendiğinde, aynı birimin, aynı ölçülerdeki parsellerde bile ne kadar farklı ve zengin plan çözümlemelerine olanak sağlayabildiği gösterilmektedir. Böylelikle kitabın bu bölümünde daha önce kuramsal olarak açıklanan, ev tipi, eğim, parsel biçimi, farklı kullanım ihtiyaçlarına ve/veya zamana bağlı işlev dönüşümleri gibi çevresel özellikler ve program farklılıklarının planlamada nasıl değerlendirildiği de örneklenmektedir.

Tipoloji çalışmalarını destekleyen, Kayseri için önerilen projelerin uygulanabilirlik performansını ortaya koyan bu bölüm, mühendislik, yapı fiziği, malzeme, peyzaj planlaması raporlarını içeren “Kırsal Alanda Yöresel Mimari Özelliklerin Belirlenmesi: Proje Raporları” başlıklı beşinci çalışmadır. Araştırma projesinin bu aşamasında, önerilen yapım sisteminin farklı iklimsel koşullarda sunduğu mekânsal nitelikler, konfor koşulları, bilgisayar yazılımları, modellemeler vasıtasıyla araştırılarak, elde edilen veriler değerlendirilmektedir. Önerilen mimarinin biçimlenmesinde yararlanılan bu verilerin yanı sıra, uygulamada kullanılabilecek olan geleneksel, yerel yapı malzemelerinin temin ve üretim süreçleri ile ilgili temel bilgiler de bu bölümde yer almaktadır.

Toplam altı ana bölümden oluşan bu çalışmanın altıncı bölümü “Kırsal Alanda Yöresel Mimari Özelliklerin Belirlenmesi: Rölöveler” başlığını taşımaktadır. Çalışma bölgesi için son derece önemli tespitleri, rölöveleri içeren bu çalışma, Kayseri yerel/kısal mimarisi için 2008 yılı itibarı ile gerçek bir “kaynak eser” niteliği taşımaktadır.

Sonuç olarak, çok yönlü ve kapsamlı bir çalışma niteliğindeki bu araştırma, konunun ele alınış biçimi, planlama ve gerçekleştirme süreci, kapsamı ve sonuçları ile örnek teşkil edebilecek özelliklere sahip bir araştırma/tespit/projelendirme çalışması niteliğindedir. Diğer taraftan, özellikle hızlı bir değişimin ve dönüşümün yaşandığı günümüzde yerel mimari değerleri, kültürü yaşatmak adına yapılan ve yapılacak çalışmaların yalnızca yayımlanması değil, aynı zamanda uygulama şansı bulması, yaşama geçirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bakanlığın ortaya koyarak, her yönü ile desteklemiş olduğu bu “anlamlı” araştırma projesine olan ilgisini bu aşamada da eksiltmeyeceğini beklemek doğaldır.

Ayrıca, bu kapsamlı çalışmanın, bir “ilk model” olarak değerlendirilmesiyle, zamanla kazanılacak deneyimlerin ışığında, farklı yönleri ile geliştirilerek, yurt çapında, öncelikle mimari özelliklere sahip yörelerde uygulanmasının getireceği çok yönlü katkının önemini tekrar vurgulayarak, bu yöndeki beklentilerimizi dile getirmek de, varılan bu aşamada doğru olacaktır. Böyle bir uygulamanın, en azından ilerideki çalışmalara bir başlangıç, bir teşvik niteliği taşıyacağı açıktır. Ve sanırım, umarım “mimarlık” adına bu tür çalışmaların gerekli olduğu düşüncesi, hepimizin ortak beklentisini dile getirmektedir.

Bu icerik 9184 defa görüntülenmiştir.