351
OCAK-ŞUBAT 2010
 
MİMARLIK'TAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Kargı Köyü
    Mehmet Emin Yılmaz, Y. Mimar, Restorasyon Uzmanı

YAYINLAR



KÜNYE
CUMHURİYET DÖNEMİ MİMARLIĞI

Erken Cumhuriyet Döneminde Kızların Eğitimi için Ankara’da İki Önemli Yapı: İsmet Paşa Kız Enstitüsü ve Kız Lisesi*

Leyla Alpagut
Yrd. Doç. Dr., Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Mimarlık Bölümü

Erken Cumhuriyet döneminde Kemalist ilkelerin biçimlendirdiği modernite projesinin başlıca rollerinden birini kadın kimliği üstlenir. Toplumsal dönüşümde önemli sorumluluklar yüklenen kadınlar için gerekli olan örgütlenme, kız okulları aracılığı ile sağlanır. Okulların çağdaş eğitim programları ve modern binaları bu dönemin yayınlarında sıklıkla ele alınır. Yazıda, Ankara’nın merkezinde İsviçreli mimar Ernst Egli’nin tasarladığı iki kız okulu ele alınıyor.

Erken Cumhuriyet döneminde kadınlara toplumsal dönüşümde önemli sorumluluklar yüklenmiş; bu nedenle de öncelikle kadınları toplumsal dönüşüme hazırlama gereği ortaya çıkmış; bunun için gerekli olan örgütlenme, kız okulları ile sağlanmıştır.

Kadınlar için tasarlanan ve gerçekleştirilen eğitim yapıları, kadının modern/leştirici kimliği ile koşut biçimde modern mimarlık üslubunun prestij taşıyıcı temsilleri arasındadır. Okullar, konumları, kurguları ve tasarımları ile kadınları merkezden uzağa itme, duvarların arkasına gizleme yerine, kentin odağına koyan ve böylece modernleşmenin görsel vitrinini çağdaş kadın imgesi ile birlikte tasarlayan/tamamlayan bir anlayışın ürünü olarak görülmelidir.

Bu makalede, İsviçreli mimar Ernst Egli tarafından gerçekleştirilen Ankara’daki Kız Lisesi ve İsmet Paşa Kız Enstitüsü binalarının, çağdaş kadının eğitildiği kamusal mekânlar olarak mimari kimlikleri ve Ankara’nın kentsel imgesine katkıları tanıtılmaya ve değerlendirilmeye çalışılmıştır. (1)

Modernizm Devinimi ve Kızların Eğitimi

Erken Cumhuriyet döneminde (1923-1950) kadın, “modernlik/asrilik” kavramlarının temsili olarak yeniden tanımlanır. Osmanlı dönemindeki kara çarşaflı, eğitim almayan ve pek çok sosyal hakkı bulunmayan kadın ile bütün bunlardan kurtulmuş Kemalist kadın imgesi arasında karşılaştırma yapılarak devrimlerin sağladıkları daha da vurgulu hale getirilir. Kadın, Anadolu köylüsü olarak ele alındığında da Atatürk’e bağlı, onun ilkelerini benimseyen ve uygulamaya çalışan, okuma-yazma öğrenen idealize edilmiş köylü kadınıdır.

Atatürk, yurt gezilerinde kendisine eşlik edebilen modern bir kadınla evlenerek topluma örnek olmak istemiştir. Evlat edindiği kızlar havacılık, tarih bilimi gibi bu dönemde daha çok erkeklerin egemen oldukları alanlarda yetişirler. 1929’da Cumhuriyet gazetesinin devlet desteği ile düzenlediği “Miss Turkey Güzellik Yarışması”, geleneği kadınlar üzerinden kırmaya çalışan başka bir etkinliktir. (2) Faroz Ahmad’ın siyasi bir etkinlik olarak tanımladığı bu yarışma, yenilik getirme, Avrupa’ya ve dünyaya yaklaşma yolu olarak görülmektedir. (3)

Cumhuriyet, Atatürk’ün diğer devrimlerinde de açıkça görüldüğü gibi, Osmanlı geleneğinden tümüyle kopmuş, Batılı ve laik bir düzen oluşturmaya çalışmakta, hukuk alanındaki yenilikler, kadınların çeşitli mesleklerde, daha da önemlisi kamu alanında varlık göstermelerinin zeminini hazırlamaktadır.

Aynı yıllarda, kızların da erkekler gibi eğitim olanaklarından yararlanabilmeleri için karma eğitime geçilir. Ancak Osman Nuri Ergin Maarif Tarihi adlı kitabında, okulların konumlarının kent merkezine uzaklığını, karma eğitimin pratik bir gerekçesi olarak ele alır. Bu durum, İstanbul’da Cumhuriyetin ilk yıllarında Tanzimat sonrası geleneğinin sürdürüldüğünü, her iki cinsiyetin ayrı okullarda eğitim almalarının henüz istenen bir durum olduğunu da ortaya koyar. Ancak Osman Nuri Ergin, aynı yayınında, Cumhuriyetin sağladığı yeniliklerden biri olan karma eğitimi, kadının toplumsal konumunun değişmesi ile ilişkilendirerek değerlendirir:

[…] Aynı reform hareketleri arasına giren bir karar olmak üzere 1926 yılında yatısız ortaokullarda tedrisatın muhtelitleştirilmesi zikredilebilir. Bu suretle ayrıca kız okulları açılması derhal mümkün olmayan yerlerde dahi kız talebenin erkek arkadaşlariyle birlikte kültür nimetlerinden tamamiyle istifade etmeleri kolaylaştırılmıştır. Bugünkü Türk cemiyeti içinde kadının sosyal durumunda hasıl olmuş fevkalade tekemmülün tabii bir neticesi olan bu karar, aynı zamanda genç kız Türk neslinin cemiyet içinde istisnasız bir surette üzerine almağa başladığı vazifelerin hududunu da her gün biraz daha genişletmekte en büyük amil olmuştur.” (4)

Kadının Cumhuriyet çocuklarını yetiştirecek anne ya da kamusal alanda çalışabilecek birey olarak yetiştirilmesinde ve böylelikle toplumsal dönüşüme hazırlanmasında gerekli olan örgütlenme, kız okulları ile sağlanır. Tanzimat sonrasında açılan bu tür okullar, “henüz kafesli evin dışına çıkamayan şehir kadınının ev yaşamına yetecek kadar iş öğretmeyi” amaçlayan kurumlardır. (5) Cumhuriyet döneminde ise Kız Enstitüleri, modern ve akılcı yöntemleri ev içindeki verimliliği sağlamada kullanmaya yönelik ev yönetimi konusunda eğitim vermektedir. (6)

Kız Enstitüleri, Amerikalı eğitim uzmanı John Dewey’in önerisi üzerine 1928-29 öğretim yılında, Maarif Vekâleti’ne bağlı olarak kurulmuştur. Toplumun orta sınıf aileleri için oğullarının Erkek Sanat Okullarında eğitim görmeleri birinci tercih değilken, meslek eğitimi vermekten çok, bilgili ev kadını yetiştirmeye yönelik eğitimi ile kızları için Kız Sanat Okulları, tercih edilen eğitim kurumlarıdır. İlhan Tekeli’nin de belirttiği gibi, bu okulların karma eğitim vermemesi tutucu orta sınıf için tercih nedeni olarak görülmektedir. (7)

Cumhuriyet döneminde diğer okul türleri gibi kız okulları da öncelikle Ankara’da açılmıştır. İlk açılan kız okulu İsmet Paşa Kız Enstitüsü’dür (1928). Jacques H. Lambert, Bayındırlık İşleri dergisinde İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nden övgüyle sözeder: “Burada Türk kadını evinin istinadını teşkil edecek olan ev iktisadının husisiyetleri ile ve kendisini daha caziplendirecek olan fikri kültür ile ünsiyet peyda etmektedir.” (8)

Kız Enstitülerinin programı, Türk kızlarını ev yönetimini bilen çağdaş eşler ve anneler yetiştirmeyi hedefleyen kurumlar olarak tasarlanmışlardır. Kızlar burada Batı tarzı giyim kuşam, görgü, ev yönetimi, mutfak kültürü gibi konularda eğitilmektedir. Osman Nuri Ergin, 1940’ların başında, Adana, Afyon, Ankara, Bursa, Edirne, Elazığ, İzmir, Kayseri, Kütahya, Manisa, Sivas ve Trabzon’da 1’er tane, İstanbul’da ise 4 adet olmak üzere Türkiye’de toplam 16 Kız Enstitüsü bulunduğunu belirtmektedir. (9) Hasan Ali Yücel ise, aralarında Kız Lisesi ve İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nün bulunduğu ortaöğretim kurumlarının yeni binalarından şöyle sözeder:

“[…] Bu binaların inşa tarzı ve levazımı en yeni mimarlık ve mektepçilik esaslarına göredir… Diğer taraftan yeni yaptırılan binaların inşa tarzı, kullanılan levazım itibarile kuvvetli ve mükemmel oluşu da ileri nesillerin Cumhuriyet devrinde nasıl bir güzel niyet ve itina ile maarif için emek ve para sarfedildiğini ispat edecek canlı delillerdendir. Bu mevzuda imkânın azamisinden istifade olunmuştur. Büyük merkezler de dahil olarak yurdun her tarafında, nereye gidilirse gidilsin en güzel binalar muhakkak, mektep kurağıdır.” (10)

Cumhuriyet döneminde çağdaş kadının kurgusundaki görsellik ile modern binaların barındırdığı mesaj örtüşmektedir. Her ikisi de Cumhuriyet öncesi ve sonrası arasında yapılan karşılaştırmaların ortak nesnesidir. Modern binalar ve modern kadınlar, Cumhuriyetin kendisini tanımlarken ve konumlandırırken başvurduğu önemli araçlardır.

Kız Lisesi Binası (1929-1930)

Kız Lisesi, 1923 yılında, Hacıbayram semtinde eski bir evde açılır. Hasan Ali Yücel, Türkiye’de Orta Öğretim adlı kitabında bu uygulamayı şöyle açıklar:

“[…] Bu hal o zamanlar için tabii ve zorunlu idi. Ankara uzun savaş senelerinde, kendisini binalarla süslemeğe değil, eski kerpiç evlerden bütün yurda yayılan kahramanlık ateşini canlı tutmağa çalıştığı için bütün devlet müesseseleri ilk günlerde böyle yarı sağlam, yarı çürük binalarda, konak bozuntusu yerlerde idi. Ankara Kız Lisesi’nin de yürürken tavanları sallanıyor, döşeme tahtaları inliyordu.” (11)

İlk ve orta kademeden oluşan okulun açıldığı yıl, 79 öğrencisi vardır. Yine Yücel, öğrenci sayısının azlığını, savaştan yeni çıkmış olmanın yarattığı olumsuz koşullarla açıklamaktadır: “Halkın çoğu kızlarına sürekli bir tahsil vermeyi uygun bulmuyorlar, harp ateşinden yeni çıkılmış olması da bu tesiri değiştirici tedbir alınmasına henüz imkân vermiyordu.” (12)

Okul, 1925-26 öğretim yılında Anafartalar Caddesi’nde, Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü binasının yakınındaki bir konağa taşınır. Bu dönemde, okulda açılan resim ve el işleri sergisi ile Kız Lisesi kamuya tanıtılır. Bakanlar Kurulu’nun 16 Eylül 341 tarihli, “Maliye Vekâleti Celilesince Ankara Kız Lisesi’ne tahsis irade edilmiş ve mektep olarak istimali için bazı tadilat icrası zaruri görülmüş olan Düyun-u Umumiye binasında yapılacak inşaat ve tadilat”a ilişkin kararı, okulun bir süre de bu yapıda eğitim vermiş olduğunu göstermektedir. (13) 1928-29 öğretim yılında, Türk Ocağı binası da Kız Lisesi’nin kullanımına geçmiştir. (14)

Okulun bugünkü binası, özgününde Namazgâh Tepesi olarak adlandırılan eski mezarlık alanında, Etnografya Müzesi, Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Türk Tarih Kurumu gibi kültür ve eğitim yapılarının bulunduğu bir alanda konumlanır. (15) (Resim 1) Yapı, iki aşamada tamamlanmıştır. 1929 yılında, Ernst Egli’nin tasarımının yaklaşık yarısı gerçekleştirilir. (Resim 2) 1934-35 öğretim yılında, öğrenci sayısındaki artış gözönüne alınarak, özellikle yapının kuzeyindeki kayalıklar temizlenmiş ve bahçe haline getirilmiştir. Bu düzenleme sırasında bahçeye, daha sonra kaldırılan betonarme saçak yapılmıştır. Aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığı, özgün tasarımdaki haliyle tamamlanmasına karar vermiş ve 1936 yılında yapının diğer yarısı yapılmıştır. (Resim 3)

1938 yılına gelindiğinde, Milli Eğitim Bakanlığı Mimarlık Bürosu’nda görev yapan Margerate Schütte Lihotzsky, Kız Lisesi binasının güneyine eklenmek üzere, derslik, toplantı salonu ve müzik odası gibi mekânların yer aldığı bir ek bina tasarımı hazırlamış, ancak bu tasarım uygulanmamıştır. (Resim 4) Lihotzsky’nin tasarımı, altta toplantı salonu, üstte okuma ve müzik odaları olan yuvarlak bir yapıdan oluşur. Ayrıca bu yuvarlak bölüme ağaçlı bir patika ile bağlanan altı derslikli bir bölüm bulunur. Ek yapı, mevcut yapıya cam kaplı bir köprü ile bağlanır. 1960’lara gelindiğinde yapının güney bahçesine, Egli’nin 1931 tarihli “Kız Lisesi ile İsmet Paşa Kız Enstitüsü Arasına Yapılacak Bahçe Planı”nda yeri belirlenmiş olan konferans salonu ve spor salonunun bulunduğu yapı eklenmiştir.


Kız Lisesi binası, yaklaşık 16 bin m² büyüklüğünde eğimli bir yapı parselinde büyük bir bahçe içinde yer alır. Yapı, tabanı eğrisel, U biçimli bir kütleden oluşmaktadır. (Resim 5) Yerleşim alanının eğimli olması nedeni ile güneyde ve doğuda üç katlı, kuzeyde iki katlı, batıda kısmen üç katlıdır. Eğrisel biçimli uzun kütlede derslikler ve bürolar, iki kısa kolda, büyük mekân gerektiren laboratuar ve yönetim birimleri bulunur.

Yapının ön ve arka cepheleri birbirinden farklı anlayışla biçimlenmiştir. (Resim 6) Kuzey cephenin asıl vurgu elemanı saçak düzeyinden yukarı doğru taşırılan kütleler ve portiklerdir. Güney cephe, ön cepheden farklı olarak anıtsal bir etkiye sahiptir. Bu etkiyi, yapıyı yüksek bir konumda bırakan yerleşim alanının eğimi ve daha geniş bir görüş açısı oluşturan eğrisel kütle sağlar. Ayrıca alt katın kolonlu düzenlemesi ve pencere dizileri bu etkiyi güçlendirir. Yatay etkili bu kütle, bu dönemin birçok yapısında olduğu gibi, parapet duvarlarının arkasına gizlenmiş az eğimli çatı ile örtülüdür. Dönemin ekonomik ve işlevsel malzeme kullanımına uygun olarak, yapıların taşıyıcı sistemi betonarme iskelettir. Bütün cepheler edelputz sıva ile kaplıdır.

Yapının, İsmet Paşa Kız Enstitüsü ile ortak kullanıma yönelik olarak tasarlanan güney bahçesi orta eksene göre simetriktir. (Resim 7) Doğusunda az yükseklikte taş duvarlarla, güneyde ise demir parmaklıklarla kuşatılmıştır. Atatürk Bulvarı’ndan, günümüzde kullanılmayan girişten gelindiğinde, önce dairesel bir alana ulaşılır. Buradan, eksendeki geniş merdivenle verandanın iki yanındaki girişlere ulaşılmaktadır. Günümüzde yapıya ulaşımı sağlayan kuzey bahçe ise asfalt ile kaplanarak tören ve spor amaçlı kullanıma uygun biçimde düzenlenmiştir.

İsmet Paşa Kız Enstitüsü Binası (1930)

İsmet Paşa Kız Enstitüsü, Maarif Vekâleti’nin Mesleki Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak 1928 yılında kurulur. Türkiye’de teknik eğitim konusunun çağdaşlaştırılması için davet edilen Belçikalı eğitim uzmanı Omar Buyse, okulun kurulmasından kısa bir süre önce, 1927 yılında hazırladığı Teknik Öğretim Hakkında Rapor’un bir bölümünde, henüz adı belirlenmemiş olan okul için öneride bulunmakta ve okulun, kadınların çalışma yaşamında yer bulabilmelerine yönelik eğitim anlayışından şöyle sözetmektedir:

“Bu müessesenin inkişafına müsait bir parlaklık verebilmek için General İsmet İnönü Hazretlerinin haremi hanımefendinin ismine işafe edilerek, İsmet İnönü Kız Enstitüsü adını taşımasını kemali hürmetle teklif ederim. Bu proje, hükümet merkezinin ihtiyaçlarını müsbet bir surette karşılayacak şekilde tasarlanmıştır; gayesi genç kızlarla kadınlara mahsusu sanatlarda, ticarette ve modern hayatın icaplarından doğan içtimai müesseselerde genç kız ve kadınların yer bulabilmesi için kendilerine gerekli bilgileri vermektedir. Enstitüde akşam okulları, iki dereceli gündüz okulları ve kadın ihtisas işlerine ait muhtelif sanat şubeleri bulunmaktadır.” (16)

Cumhuriyet döneminin ilk Kız Enstitüsü olan İsmet Paşa Kız Enstitüsü, ilkokul mezunlarının alındığı beş yıllık eğitim veren bölüm ile ortaokul mezunlarının alındığı iki yıllık özel bölümden oluşmaktadır. Beş yıllık ilk bölümde, ortaokul programının aynen uygulanmasının yanında, kadın sanatı olarak bilinen becerilerden birisini kazandırmaya yönelik eğitim verilir. Bu aşamada, gerekli olan teknik bilgiler uygulamalı olarak öğretilir. Öğrenciler üçüncü sınıfta, biçki, dikiş ya da moda alanlarından birisine yönlendirilir. Okul başlangıçta Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Merkezi’ne ait bir binada eğitime başlamış, 1930-31 öğretim yılında bugünkü modern binasına taşınmıştır. (17)

Simetrik bir anlayışla tasarlanmış olan yapı, yatay bir ana kütle ve yanlarda bunu dengeleyen dikey bloklar ile iki uçtaki L biçimli bloklardan oluşur. (18) (Resim 8) Ortadaki yatay kütle bodrum üzerine dört katlı, dikey kütleler beş katlı ve yanlardaki bloklar iki katlıdır. Yatay kütlede, koridorun iki yanına yerleştirilen derslikler, atölyeler ve bürolar bulunur. (Resim 9) Dikey kütlelerde merdivenler, depo ve tuvaletler, iki yandaki daha alçak bloklarda ise konferans salonu, toplantı salonu, öğretmenler odası gibi daha büyük mekânlar yer almaktadır. Bütün katlar birbirine benzer anlayışla düzenlenmiştir. Kuzey ve güneyde birer hol, üç kollu merdivenler, bunların arasında uzanan koridorun iki yanında derslikler, atölyeler ve bürolar bulunur. Zemin katta, özgününde giriş holü olan koridor, gerektiğinde sergi amaçlı kullanılabilecek biçimde düşünülmüştür.

Yapının ön ve arka cepheleri simetrik bir düzenlemeye sahiptir. (Resim 10, 11) Özenle tasarlanmış ön cephede pencere dizileri, birinci katta boydan boya uzanan balkon, parapet duvarları ve dar saçak silmesi yatay etki sağlar. Birinci kat, iki uçta merdiven kovalarının açıldığı teras ile sonlanır. Diğer katlarda ise iki uçta, bu kez köşeleri yuvarlatılmış olan birer küçük balkon bulunur. Bu cephenin asıl vurgu elemanları, saçak düzeyinden yukarı taşırılan dikey kütlelerdir. Erken Cumhuriyet döneminin birçok kamu yapısında olduğu gibi bina, parapet duvarlarının arkasına gizlenmiş az eğimli çatı ile örtülüdür. (19)

Yapının arkasındaki bahçe, özgününde Kız Lisesi ile ortak kullanıma yönelik olarak tasarlanmış, ilginç bir düzenlemedir. (Resim 7) Bu düzenleme, atölye ya da konferans salonu gibi bazı mekânların iki kız okulunun birlikte kullanması için düşünülmüştür. Egli burada, mevcut topografyayı kullanarak, küçük dairesel bir alanla birleşen teraslı bir bahçe tasarlamıştır. (20)

Değerlendirme

İsmet Paşa Kız Enstitüsü ve Kız Lisesi binaları, simetrik plan ve cephe özellikleri, işlevselci anlayışta biçimlenişleri, yalın ve sade anlatımları ile Egli mimarlığının önemli yapıları arasındadır. Belirgin biçimde modernist bir estetikle tasarlanıp inşa edilen bu yapılar, eğitime yönelik işlevselliği öne çıkarırlar. Egli diğer eğitim yapılarında olduğu gibi, okulların işlevleri, türü ve bulundukları konum ile uyumlu farklı birer tasarım yapmıştır.

Kız Okulları, Cumhuriyetin kadın ve erkeği yan yana gören ve gösteren anlayışıyla uyumlu olarak, mimari özelliklerinde ve mimar tercihinde erkek okulundan farklılaşmazlar. Yapılarda böyle bir ayırımdan çok, bir okulda olması gereken ve Cumhuriyet insanını donatan mekânlar dikkati çeker. Kadın ve erkek ile ortak bir dil mekâna taşınmıştır. Böyle bakıldığında, yuva kurduklarında da ortak bir dünyaları olacaktır. Cumhuriyetin “ulus” kavramı çerçevesinde bütünleşen çağdaş bireyler yetiştirme hedefi, eğitim yapılarını kendi içlerinde bir dünya olarak kurgulamaya götürmüştür. Bu dönemin eğitim yapılarında yer alan laboratuar, atölye, konferans salonu, müze gibi mekânlar kız okullarında da yer alır. Bu mekânlarda çağdaş yaşamın gerektirdiği bilgi ve görgü üretilirken, bir yandan da kızlar diğer alanlarda eğitim alarak iş yaşamına hazırlanmaktadır. Oldukça zorlayıcı ve disiplinli bir okul olarak bilinen Kız Lisesi’nin ilk altı mezunundan dördünün üniversite eğitimi gördüğü, ikisinin ise memur olarak iş yaşamına atıldığı bilinmektedir.

İsmet Paşa Kız Enstitüsü ve Kız Lisesi binalarının kütle biçimlenmelerine bakıldığında dönemin diğer kamu yapıları ile benzerlikler görülür. Kız Lisesi U biçimli, İsmet Paşa Kız Enstitüsü ise dikdörtgen biçimli kütle özelliğine sahiptir. Ancak Kız Lisesi, farklı bir anlayışla eğrisel kütlelidir. Cepheye daha etkili bir görünüm kazandıran bu özellik Egli’nin, yapılarında monotonluğa ya da tekrara düşmeden farklı uygulamalara yönelen mimarlık anlayışını göstermektedir.

İki kız okulunda geniş ve rahat koridorların iki yanındaki derslik, laboratuar ve yönetim birimleri arasındaki ilişkiler akılcı biçimde çözümlenmiştir. Koridorlar, İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nün zemin katında, Kız Lisesi’nin birinci katında genişleyerek çok amaçlı mekânlar ya da kapalı teneffüs mekânları elde edilmiştir. Çoğunlukla güneye ya da doğuya bakacak şekilde yerleştirilen derslikler, bol ışık alan, aydınlık ve geniş mekânlardır.

Kız Lisesi’nde, bu dönemin çeşitli kademelerdeki bazı okullarında görülen müze mekânı dikkat çekicidir. Çoğunlukla ders araç gereçlerinin yer aldığı bu müzeler, Cumhuriyet ile birlikte, dinsel dogmalar yerine, bilimsel anlayışın benimsetilmesini sağlayacak şekilde kurgulanarak, laboratuar, atölye, konferans salonu gibi diğer çağdaş eğitim mekânlarının işlevlerini tamamlamışlardır. Bu dönemin eğitim yapılarında sadece bu iki kız okulunda müzik çalışma odası ile karşılaşılmıştır. Erken Cumhuriyet döneminin eğitim programlarında müzik ve resim eğitimine oldukça özen gösterilmesine karşın, bu mekânlar günümüzde özgün işlevlerini yitirerek dersliklere dönüştürülmüştür. (21)

Her iki yapının da cepheleri simetrik bir anlayışla biçimlenmiştir. İşlevin belirleyici olmasına karşın, Egli’nin devleti temsil eden diğer yapılarda olduğu gibi, simetriden kopmadığı görülür. Dışa taşkın giriş portikleri ya da yukarı taşan merdiven kovaları bu simetriyi sağlar. Yapılarda, bayrak direğinin özenli konumlanışı Egli’nin bütüncül ve duyarlı yaklaşımını belirginleştiren önemli bir ayrıntı olarak dikkati çeker.

İki kız okulu da, erken Cumhuriyet döneminin kadını ve erkeği eşit gören mekânsal kurgularına ve mimari biçimlenmelerine karşın, kent içindeki konumları ve bahçe düzenlemeleri ile dönemin diğer eğitim yapılarından ayrılırlar. Her iki yapı da, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Tarih Kurumu, Etnografya Müzesi gibi kentin önemli kültür ve eğitim binalarının bulunduğu bir alanda konumlanır. İsmet Paşa Kız Enstitüsü Atatürk Bulvarı üzerine, Kız Lisesi ise onun hemen arkasına, bulvara yakın yerleştirilmiştir. Yapıların bulvarla böylesine dolaysız ilişkisi dikkat çekicidir. Kadın cinsini gizleyen gelenekçi anlatımın ve mekânsal kurguların tersine, kadını kentin odağına yerleştirmektedir. Bu durum, kız öğrencilerin çağdaş, eğitimli, görgülü davranışları ve görünümlerinden yararlanarak kentin vitrinini kurgulama isteğini belirginleştirir. Kız öğrencilerin doğrudan kent ile bütünleşmesi, kadını duvarla ve avluyla gizleyen gelenekçi yaklaşımdan farklı bir tutumla, kadın kimliğinin toplumda üstlendiği dönüştürücü rolü ortaya koyar.

Egli’nin iki okulun ortak kullanımına yönelik hazırladığı bahçe tasarımı, benzer bir örneği olmayan ilginç bir düzenlemedir. Tasarımın bir parçası olan tenis kortu yapılmamıştır, ancak sporun genç, dinamik, sağlıklı bir vücut için gerekli görüldüğü, sağlıklı görünümün çağdaşlığın temsilinde önemli bir yer tuttuğu düşüncesini açıkça ortaya koyar. Çağdaş Türk kızını aynı zamanda sporla da tanıştıran tenis kortlu bir okul tasarımı, Cumhuriyet ülküsü ile örtüşmektedir. Lihotzsky’nin Kız Lisesi’nin sosyal ve kültürel etkinliklerine yönelik tasarladığı, ancak gerçekleşmeyen ek, biçimsel zerafetinin yanında, kızların sosyalleştikleri ve çok yönlü kimlik kazandıkları bir yapı olmanın farkını ortaya koymak ister gibidir.

Yapılarda, kadın sanatı ya da kadın kimliğini belirginleştiren herhangi bir bezeme ögesi bulunmamakla birlikte, mimari özellikleri ve konumları, yapıları kentin estetik nesneleri haline getirir. Yapılara günümüzden bakıldığında, cinsiyetin ayırdedilebildiği kimi ayrıntılarının, işlevsel ve biçimsel anlamı sorgulanmadan dönüştürülmüş ya da yokedilmiş olduğu görülür. Yakın zamanda konu edilen Kız Lisesi binasının hastaneye, bahçesinin ise otoparka dönüştürülmesi planları, yapıların mimarlık mirası olarak değerlendirilmediğinin, daha da önemlisi Cumhuriyet ideolojisinin kent ve mimarlık üzerinden yaratmaya çalıştığı modernist estetiğin anlaşılmadığının göstergesidir. Oysa Hasan Ali Yücel o yıllarda, “[…] Binaların inşa tarzı, kullanılan levazım itibarile kuvvetli ve mükemmel oluşu da ileri nesilleri Cumhuriyet devrinde nasıl bir güzel niyet ve itina ile maarif için emek ve para sarfedildiğini ispat edecek canlı delillerdendir” sözleri ile “gelecek neslin” kendisi ile aynı heyecan ve duyarlılığı paylaşacağından emindir.

NOTLAR

* Bu makale, 1-2 Aralık 2005 tarihleri arasında ODTÜ Mimarlık Tarihi Lisansüstü Programı, “Cinsiyet, Cinsellik ve Mimarlık Tarihi” konulu Doktora Araştırmaları Sempozyumu’nda sunulan “Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Kızların Eğitimi için Ankara’daki İki Önemli Yapı: Kız Lisesi ve İsmet Paşa Kız Enstitüsü” adlı bildirinin genişletilmiş halidir. Özgün fotoğraflar ve çizimler, Zürih’te bulunan Eidgenössische Technische Hochschule’nin arşivinden elde edilmiştir.

1. Bu dönemde Ankara’da gerçekleştirilen eğitim yapıları ve Ernst Egli konusunda ayrıntılı bilgi için bkz. Leyla Alpagut, 2005, Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Ankara’daki Eğitim Yapıları, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, yayımlanmamış doktora tezi, Ankara, Danışman: Doç Dr. Mustafa Servet Akpolat. Egli, 1927 yılında Türk Hükümetinin daveti ile Güzel Sanatlar Akademisi’nin öğretim programını düzenlemek ve dersler vermek üzere Türkiye’ye gelir. Aynı zamanda Maarif Vekaleti Mimarlık Bürosu’nda “modern eğitim binalarının yapımı için danışman mimar” olarak görevlendirilir. Egli yapıları arasında, Musiki Muallim Mektebi (Devlet Konsevatuarı) (1927-28), İsmet Paşa Kız Enstitüsü (1930), Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Zootekni, Anatomi-Patoloji, Şarap, Süt Enstitüleri, Rektörlük Binası (1933), Divan-ı Muhasebat (Sayıştay) (1928-30), Irak Büyükelçiliği (1936-38), Türk Hava Kurumu İdare Binası (1936-40), Gazi Orman Çiftliği Marmara Köşkü (1933 öncesi) yer alır.

2. Ahmad, 1995, s.108

3. Faroz Ahmad, güzellik yarışmalarının bir bakıma orta ve alt sınıfın iffet düşüncesini zayıflatmak ve bu sınıftan kadınlar arasında bir güven duygusu yaratmak amacıyla düzenlendiğini belirtir. Yarışmaya sadece, okula giden evlenmemiş kızlar ile kamu görevlilerinin kızlarının katılmalarına izin verilmiştir.

4. Ergin, 1941, s.2068.

5. 1938, Kız Enstitüleri ve Sanat Okulları Sergisi, s.5

6. Bu okullardan ilki, 1864’te “Islahhane” adıyla Rusçuk’ta açılan okuldur. İstanbul’da ise 1869’da Tophane-i Amire tarafından ilk Kız Sanayi Mektebi açılmış ve 1886’da bu okulun yönetimi Maarif Nezareti’ne bırakılmıştır. II. Meşrutiyet döneminde birçok kentte “Kız Sanayi Mektebi” açılmış ancak, iki okul dışında hepsi kapanmıştır. (Ergin, 1941, s.2106)

7. Bu bilgi, İlhan Tekeli ile 2003 yılında gerçekleştirilen sözlü görüşmede elde edilmiştir.

8. Lambert, 1936, s.82.

9. Ergin, 1941, ss.2106-2107.

10. Yücel, 1938, ss.263-264.

11. Yücel, 1938, s.503.

12. Yücel, 1938, s.503.

13. TCBCA 030.18.01/5.59.01

14. Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 19 Teşrinisani 1928 tarihli sayısında, “23 Teşrinisani Cuma günü saat 16’da eski Türk Ocağı yeni Kız Lisesi Konser Salonunda” başlıklı konser ilanı yayımlanmıştır. Bu haber, Türk Ocağı binasının da bir süre Kız Lisesi’nin kullanımına geçtiğini göstermektedir.

15. Ali Cengizkan, “Ankara’nın Taşına Bak, Ankara Mezarlıkları” adlı makalesinde, 1920’li yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, mezarlık alanlarını, Kızılay gibi kamu yararına çalışan kurumlara maddi karşılıklarla devredilme kararı alındığından sözetmektedir. Namazgah tepesi ve eteklerinde yer alan Türk Kuşu, Türk Hava Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Türk Ocağı (Devlet Resim ve Heykel Müzesi), Etnografya Müzesi ve Kız Lisesi’nin yerleşim alanı bu şekilde elde edilmiştir; bkz. Cengizkan, 2004, s.39.

16. Buyse, 1939, s.67.

17. Bu dönemde açılan okulların birçoğu, mevcut olan konut gibi binalarda eğitimlerine başlamış ve kısa süre içinde modern mimarlık anlayışıyla biçimlenen binalarına taşınmışlardır.

18. L biçimli bloklar 1930’lu yıllarda eklenmiştir. (TCBCA 030.18.01/02.13.55.8)

19. Mimar dergisinin 1931 tarihli 4. sayısında, “ruberoid” malzeme reklamı, dönemin önde gelen yapılarından birisi olan İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nde kullanıldığına dikkat çekilerek yapılmaktadır.

20. Aynı tasarımda İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nün yanında yer alan tenis kortu da dikkat çekicidir. Ancak tenis kortu gerçekleşmemiştir.

21. Bu dönemde Ankara’nın çeşitli okullarında kullanılan, aralarında müzik aletlerinin de bulunduğu ders araç gereçleri günümüzde, Atatürk Lisesi’nin eski müdür lojmanında açılan Atatürk Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

KAYNAKLAR

1937, Ankara Kız Lisesi 1934-1935 Yıllığı, Ulus Basımevi, Ankara.

1938, Kız Enstitüleri ve Sanat Okulları Sergisi, Ankara.

Ahmad, F. 1995,Modern Türkiye’nin Oluşumu, Sarmal Yayınevi, İstanbul.

Aslanoğlu, İ. 1984, “Ernst Egli, Mimar, Eğitimci ve Kent Plancısı”, Mimarlık, sayı: 1984/11-12, ss.15-19.

Aslanoğlu, İ. 2001, Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı 1923-1938, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayınları, Ankara.

Bozdoğan, S. 2002, Modernizm ve Ulusun İnşası, çev. Tuncay Birkan, Metis Yayınları, İstanbul.

Buyse, O. 1939, Teknik Öğretim Hakkında Rapor, Maarif Vekaleti Yayını, İstanbul.

Cengizkan, A. 2004, "Ankara'nın Taşına Bak, Ankara Mezarlıkları”, Bülten, Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yayınları, ss.38-41.

Ergin, O.N. 1941, Türk Maarif Tarihi, İstanbul.

Lambert, J.H. 1936, “Kemalist Ankara”, Bayındırlık İşleri Mecmuası, sayı:7, ss.81-82.

Schütte Lihotzky, M. 1996, Soziale Architektur Zeitzeugin eines Jahrhunderts, Bohlau Verlag, Viyana.

Yücel, H.A. 1938, Türkiye’de Orta Öğretim, Devlet Basımevi, İstanbul.

Bu icerik 11329 defa görüntülenmiştir.